2 Aralık 2018 Pazar

Kalkınmanın Lokomotifi Fikirle-9. Boğaziçi Zirvesi-Yılmaz Parlar
























































































New Page 1


EKONOMİ PROFİL



 














 
















Kalkınmanın Lokomotifi Fikirler.
Uluslararası İşbirliği Platformu (UİP) Kurucu Başkanı Cengiz Özgencil 9. Boğaziçi Zirvesinde “Eski ekonomilerde toprak ve sermaye kalkınmanın lokomotifi iken, kalkınma hedeflerine ancak yeni fikirlerle ulaşılabileceğini, yeni ekonomide kalkınmanın lokomotifi fikirlerdir. dedi
80 civarında ülkeden siyasetçileri, iş adamlarını ve fikir önderlerini buluşturan, ana teması “Barışın Sürdürülebilmesi ve Herkes İçin Kalkınma” olan zirvenin açılış konuşmasında; Cengiz Özgencil, özetle "Eski ekonomide toprak ve sermaye kalkınmanın lokomotifi iken yeni ekonomide kalkınmanın lokomotifi fikirlerdir. Bu ekosistemde fikirler ne kadar özgür olur ve gelişme fırsatı verilirse, o fikirler Ar-Ge ve inovasyon olarak hayata geçerse ancak o zaman kalkınmaya ulaşılır. Üç gün boyunca dünyayı ve üzerindeki tüm canlıları farklı perspektiflerden ele alacak paneller gerçekleştireceğiz. Devlet, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarından sayısız değerli ismin kuracağı bu tavsiyeli diyaloglar; umarım uyum, ahlak ve barış ortamı için sonsuz bir yapıya dönüşür" dedi.
Avrupa Birliği ve eski Devlet Bakanı Egemen Bağış, Barışın sürdürülmesi adına dünyada en çok emek harcamış olan ülke Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olduğuna işaret ederek, “ Yıllardır barış için çabalayan ama çabaları reddedilen bir ülkenin liderleri bugün aramızda. Ege'de insanlık dramı yaşanıyor. Her gün boğulan çocukların fotoğrafları yüreklerimizi dağlıyor. Myanmar'da insanlık dramı malesef devam ediyor. Libya'da yaşanan istikrarsızlık hayatı son derece olumsuz etkilemiş durumda. Bir zamanlar günlük petrol satışı 500 milyon euro olan Libya, bugün vatandaşına ekmek sağlamakta zorlanır hale geldi. Katar'ın komşularıyla ilişkileri, Balkanlarda hala bir kıvılcımın bir savaşı başlatabilme ihtimali hepimizin ortak kabusu. Böyle bir dünyanın içerisinde biz barışı nasıl inşa ederiz diye İstanbul'da toplandık" şeklinde çözüm aramak üzere toplantı konusunun önemini vurguladı.
Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı Makedonya Cumhurbaşkanı Gjorge Ivanov, Polonya Eski Başbakan Yardımcısı Jacek Rostowski, Ürdün Senato Başkanı Faisal Al-Fayez, Çeçenistan Başbakanı Muslim Huçiev, Kuveyt Sanayi ve Ticaret Bakanı, Khalid Nasser Al-Roudan ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Ali Hasanov birer konuşma yaptı.
Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, zirvenin temasını oluşturan barış ve kalkınmanın dünyamız için yaşamsal öneme sahip iki temel ihtiyaç olduğunu söyledi. Dünyanın 40'tan fazla bölgesinde savaş koşulları olduğunu ve sıcak çatışmalardan etkilenen insan sayısının son 10 yılda 2 kat arttığını belirten Akıncı, "Birleşmiş Milletler'in bu ayın başında yayınladığı rapora göre dünya nüfusunun yarısı günde 2 doların altında bir parayla geçinmeye çalışıyor. Yoksulluk, açlık, hastalık ve eğitimsizliğe yol açıyor. Bütün bunlar dünya ölçeğinde barışa uğraş vermenin ne kadar değerli olduğunun kanıtıdır. Savaşlar tüm insanlara zarar verir, barış koşulları ise kalkınmanın en önemli ivme kaynaklarından biridir. Barış ortamı yoksa sürdürülebilir kalkınma yoktur. Öte yandan sürdürülebilir kalkınma yoksa barış ortamı her zaman tehdit altındadır" dedi
Son dönemde Kıbrıs adasındaki hidrokarbon yatakları ile ilgili tartışmalara da değinen hem Kıbrıs hem de bölge ölçeğinde barış kalkınma ilişkisini test etmek için çok önemli bir fırsat bulunduğuna dikkat çeken Akıncı "Kaynakların birlikte değerlendirilmesini öngören bir vizyon sayesinde herkesin kazançlı çıkacağı ve kimsenin kaybetmeyeceği bir ekonomik işbirliği ortamı yaratılabilir. Bu ekonomik ortaklık bölgenin huzura kavuşmasının anahtarına dönüşebilir. Bugün iki toplum tarihsel bir sorumlulukla karşı karşıya. İki topluma ait olan doğal kaynakların yine bu iki toplumun refahını artıracak şekilde değerlendirilmesi şart. Güney Kıbrıs yönetimi ortak payları tek başına sahiplenme anlayışını terk etmelidir. Adanın zenginliklerini, projeleri hiçe sayarak sadece kendi hanesine yazma girişimi tarihsel sorumlulukla bağdaşmaz. Yapılması gereken gerginlik politikası yerine işbirliği yaklaşımıdır. Kıbrıs'ın çevresinde varlığına inanılan zengin doğalgazın diğer kaynaklarla da birleştirerek Türkiye ve Yunanistan üzerinden Avrupa'ya ulaştırılması istikrar ve kalkınma yolunda önemli bir adımdır ve bu gelişmeler herkese ekonomik fayda sağlayacak. Bundan da önemlisi kalıcı bir barış ve işbirliği ortamı yaratılacak olmasıdır.”şeklinde durumun ekonomik getirisini özetledi.
TİM Başkanı İsmail Gülle "Türkiye, 2000'lerin başından bu yana çok ciddi bir değişim yaşadı. Artık büyümede, üretimde, ihracatta bir dünya markasıyız. Bugün dünyadaki 250'den fazla ülke ve bölgeye ihracat gerçekleştiriyoruz. 157 ülkeye otomotiv ürünleri, 84 ülkeye uçak ve helikopter parçaları, 180 ülkeye hazır giyim ürünleri, 164 ülkeye beyaz eşya, 113 ülkeye televizyon ihraç ediyoruz.Ekim ayında yakaladığımız ve Cumhuriyet tarihinin rekoru olan 15,7 milyar dolarlık ihracat, gelecek başarılarımızın da en büyük göstergesi oldu. Kasım ayında da yine aynı başarıyı devam ettirmeyi hedefliyoruz. İnanıyorum ki yeni başarılara imza atarak yıl sonunda 170 milyar dolarlık ihracat hedefimizi gerçekleştireceğiz. Ülkemize 2003 yılından günümüze 200 milyar dolarlık doğrudan yabancı yatırım girişi oldu" dedi.
Gülle, bu rakamlarda Boğaziçi Zirvesi'nin de önemli rolü olduğuna işaret ederek "Zirve kapsamında bugüne kadar en az 1,7 milyar dolarlık anlaşma imzalandı" açıklamalarında bulundu.
Nüfus ve eğitimin artması ile teknolojinin gelişiminin tüm dünya genelinde ticaret hacminin de artmasını sağladığını söyleyen Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak "19. yüzyılı imparatorluklar, 20. yüzyılı ideolojiler, 21. yüzyılı ise küreselleşme çağı olarak kabul ediyoruz. Zamanın böylece hızlı aktığı süreç içerisinde tarih boyunca insanların birbirini anlamaya en yakın olduğu süreçteyiz. Ama geldiğimiz yerde bu anlayışı yeterince oluşturamadığımızı görüyoruz. Geçen seneki zirvede 'değişimin merkezine insanı almalıyız' demiştim, bu görüşümü tekrar ifade etmek istiyorum. Farklılıklara saygı duyarak ve özgür renklerimizi koruyarak ortak bir dil, kalkınma anlayış geliştirmek bir ütopya değil, ihtiyacımız. Dünyanın bir ucunda olup bitenler artık çok yakınımızda duruyor. Artık fikirde ve harekette daha fazla birlikte olma zamanı" ifadelerini kullandı.
TOBB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ali Kopuz, dünyanın artık geçmiş yanlışlarından dersler çıkarmak zorunda olduğunu, küresel barış ve istikrarın temin edilmesi için herkese sorumluluk düştüğünü söyledi.
Barış ve kalkınmanın aynı elmanın iki yarısı gibi olduğunu belirten Ali Kopuz, “Biri olmadan diğeri olmaz. Çünkü barış, huzur getirir. Huzur ticareti artırır. Artan ticaretse, refah ve kalkınmayı sağlar. Ticaret yapan, savaşı konuşmaz, birbirine kötü bakmaz. Bu nedenle, ülkeler arasındaki ticaretin gelişmesi, küresel barışa giden en kısa yoldur” şeklinde konuştu.
Kopuz, ülkeler arasındaki ticaret savaşları ve korumacı yaklaşımların, tüm dünyayı olumsuz etkileyen ve kalkınmayı engelleyen çok yönlü bir tehdit olduğuna dikkat çekti.
2019 için küresel büyüme beklentisinin bu tür eğilimlerin artması riski nedeniyle % 3,9’dan % 3,7’ye düştüğüne değinen Ali Kopuz, “Halen dünyada 192 milyondan fazla işiz var ve bu sayı artmaya devam ediyor. Bu tablo ortadayken korumacılık anlayışı, tam bir kaybet kaybet senaryosudur. Biz TOBB olarak ticaret savaşları ve korumacılık tehdidini uluslararası tüm kanallarda dile getiriyoruz. Çünkü biliyoruz ki; ticaret-huzur-zenginlik bir arada yürüyor. Ticareti ne kadar kolaylaştırırsak, huzura ve zenginliğe o kadar kolay ulaşırız” dedi.
Kopuz, “Dünya Barış Endeksi’ne göre küresel çapta barış ortamının arka arkaya dört yıldır gerilediğini görüyoruz. 22 ülkede çatışmalar yaşanıyor. Birçok ülkedeyse uluslararası terörizmden kaynaklanan sürekli bir tehdit algısı hüküm sürüyor. Dünyanın en gelişmiş ülkeleri dahi terör olaylarından büyük sıkıntı çekiyor. Özetle dünyanın her bölgesinde huzursuzluk var. Böyle bir tablo dünyanın daha fazla gerilim, daha az gelir ve istihdam üretmesi demek. İşte bölgemizin hali ortada. Suriye kan ağlıyor” şeklinde konuştu.
ABD ve Çin gibi ülkeler arasındaki ticaret savaşları küresel ölçekte kırılganlığı derinleştiriyor. Dünyada yeni bir Amerikan tek taraflılığı görülüyor. Müttefiklerini de dinlemiyor ve hatta uzaklaştırıyor. İran ve Rusya’ya yönelik tek taraflı adımlar atıyor. İşte tüm bunlar, küresel riskleri ve gerilimleri artırıyor”dedi
yilmazparlar@yahoo.com
  

17 Kasım 2018 Cumartesi

27. Kalite Kongresi Ardından-Yılmaz Parlar haberi





















































































New Page 1


EKONOMİ PROFİL



 














 













27. Kalite Kongresi Ardından

27. Kalite Kongresi Türkiye Kalite Derneği (KalDer) tarafından 13-14 Kasım 2018 tarihlerinde Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirildi.

 “Sürdürülebilir Ortak Gelecek” teması ile başlayan zirvede, KalDer Yönetim Kurulu Başkanı Buket Eminoğlu Pilavcı, TÜSİAD Başkanı Erol Bilecik, EFQM CEO’su Leon Tossaint’in açılış konuşmaları yaptılar.



21. Yüzyılın Ekonomisi, İklimle Kim Oynuyor?, Bilim İnsanı Gibi Düşünmek, Hedefimiz 16 Artı 1, Enerjide Neredeyiz?, Şehrinizi Nasıl Alırsınız?, Geleceğe Taşıyan Teknoloji, Gençler Yapmış, Eğitimin Değişen Yüzü, Yönetim Kadının Hakkıdır, KOBİ’lerde Yönetim Kalitesi ve Kurumsallaşma, Doğanın Geleceği gibi konular işlendi.




Ulusal Kalite Hareketi’ni (UKH) başlatan, Avrupa Kalite Yönetimi Vakfı’nın (EFQM) Ulusal İşbirliği Ortağı, Amerika Kalite Derneği (ASQ) ile işbirliği yapan ve aynı zamanda Orta Doğu Kalite Organizasyonu’nun (MEQA) Kurucu Üyesi olan KalDer’in 27. kalite zirvesinde takip edebildiğimiz oturumlardan Dünya Gazetesi Genel yayın yönetmeni Hakan Gündal’ın moderatörlüğünde; Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı  iklim değişiklerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Bülent Eczacıbaşı  "Sorumluluk hepimiz, devletlerin, liderlerin, kamu kurumlarını, özel kuruluşların, bireylerin... Bu sorunlar artık iş birliğiyle çözülebilir. Bizler neler yapabiliriz konusuna bakmamız gerekiyor artık. Siyasi otoriteleri hayata geçirmek için onları nasıl cesaretlendirebiliriz.100 yıl sonraki insanlar daha gelişmiş teknolojiyle bu sorunu  halleder gibi düşüncelerle ileride yaşanabilecek muhtemel oumsuzluklar göz ardı ediliyor.”dedi



SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi Direktörü Değer Saygın’ın  “Enerjide Neredeyiz?" oturumunun moderatörlüğünü üstlendiği panelist konuşmacı Enerjisa Enerji AŞ Yöneticisi Ziya Erdem, "Enerji sektöründeki birtakım sıkışıklıkları aşmak için en önemli yol pazarın serbestleşmesinden geçiyor. Serbestleşme oluşmadığında rekabet de oluşamıyor ve bu sebeple sektörde dönmesi gereken çark dönmüyor." dedi.

Ayrıca Ziya Erdem, “Özel sektör enerjide yaklaşık yüzbeş milyar dolarlık yatırım gerçekleştirdi. Elli üç milyar dolarlık bir borç yükü var” açıklamalarında bulundu.
Limak Enerji Grubu Yöneticisi Birol Ergüven “Türkiye güneş enerjisi başta olmak üzere yenilenebilir enerjide önemli mesafe aldı.”ifadesinde bulundu.

Birol Ergüven “Yenilenebilir Enerji Kaynaklarını Destekleme Mekanizması'ndaki (YEKDEM) rakamlara ihtiyaç yok çünkü YEKDEM'deki fiyatlardan çok düşük seviyede bu yatırımlar yapılıyor. O yüzden YEKDEM gerekli değil. Yenilenebilir Enerji Kaynakları (YEKA) yenilenebilir enerjide standart haline geliyor. Buradaki yarışma mantığı doğru çünkü kim daha az para istiyorsa yatırımı o yapıyor. Hassas konu ise ekipman üretimindeki yerlilik oranı. Dünyanın bu kadar globalleştiği bir ortamda 'biz yapalım' diyebiliriz” yaptıklarımızın ne kadar yaşayacağını iyice ölçmek lazım, çok teknik bir konu olduğunu vurguladı.



Zorlu Enerji Yatırımlar, İşletme ve Bakımdan Sorumlu Genel Müdür Ali Kındap  "Türkiye'de yüz adet biyokütle ve çöp gazı santrali bulunuyor. Bu santrallerin kapasitesi altıyüzyirmi megavat seviyesinde. Atık konusunda, atıkların kaynağından bertarafına kadar tek bir otorite tarafından yönetilmesi gerekiyor. Büyükşehirler ciddi atık üretiyor. Daha küçük şehirler için de bölgesel atık merkezleri kurulabilir. Atıklar özellikle doğuda ısıtma ve elektrik amaçlı, batıda ise soğutma amaçlı değerlendirilebilir ama bunun öncelikle mevzuatsal olarak düzenlenmesi ve tek bir otorite üzerinden yönlendirilmesinin çok önemli” olduğunu söyledi.

KAGİDER kurucu üyesi Nur Ger’in yönettiği  “Yönetim Kadının Hakkıdır” panelde KAGİDER Başkanı Sanem Oktar, 15 yaş ve üzeri toplam nüfus 60 milyon 223 bin. Bu nüfusun 30 milyon 399 bini kadınlar ve 29 milyon 824 bini de erkeklerden oluştuğunu, İşgücü olarak nitelendirilen nüfusun 31 milyon 790 bin sayının 10 milyon 287 binini kadınlar ve 21 milyon 503 binini erkekler oluşturduğunu, İstihdam edilen nüfus içerisinde toplam 8 milyon 904 bin kadın ve 19 milyon 612 bin erkek var olduğunu, sayıları oransal olarak değerlendirilginde, büyük bir eşitsizlik göze çarptığını, 15 yaşın üzerindeki toplam nüfus içerisinde istihdam oranı erkeklerde % 65,8 olmasına rağmen kadınlarda oran %29,3 seviyesinde kaldığını dile getirdi.



Oranları OECD ülkelerdeki miktarlara ve Kadın işçilerinin hak temelli toplumdaki yeri siyasetten ekonomiye bir çok alanda cinsiyet eşitsizliği hüküm sürdüğüne dikkat çekdi.
Kadının istihdamın doğum ve evlilikle kırılgan noktası olduğunu ve devlet politakasının buna çare bulmasını vurguladı.
Borusan Holding Kurumsal İletişim Direktörü Şule Yücebıyık kendi firmasında kadın istihdamında ve çalışma şartlarında  örnek uygulamaları anlatdı.
21. Yüzyılın Ekonomisi Panelde konuşan QNB Finansbank Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Aras, 1997'de Japonya'da ve 10 yıl sonra ABD'de yaşanan mortgage krizlerine değindi. Bundan sonraki kriz  Çin'den mi gelecek? diye düşünülmeye başlandığını, bankacılıkta 1980'den bu yana yaşanan büyük değişimi, bankaların üç ana görevi fonların, mevduat toplamanın, bu fonları dağıtmanın kredi vermenin, parayı bir noktadan başka noktaya transfer etmenin yapılış şekillerinin teknolojiyle değiştiğini söyledi.

Bilim İnsanı Gibi Düşünmek panelde zeytin çekirdeğinden ve çeşitli biyoatıklardan biyoplastik madde üreten biolive firma sahibi mucit girişimci iş kadını Duygu Yılmaz’ın buluşu ilgiyle izlendi.
Aktör Halit Ergenç, finalde  Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri, Küresel Hedefler, yoksulluğu ortadan kaldırmak, gezegenimizi korumak ve tüm insanların barış ve refah içinde yaşamasını sağlamak gibi evrensel eylem çağrısısını anlatarak tişortları üzerinde bir hedefin yazıldığını 17 küçük minik kalpli çocukları sahneye aldı. Kendilerinden hedefin anlamını anlatmasını istedi. KalDer Yönetim Kurulu Başkanı Buket Eminoğlu Pilavcı çocukları teker teker öperek tebrik etdi.

yilmazparlar@yahoo.com

10 Kasım 2018 Cumartesi

Uluslararasi Borsalarda Brainmab (Brn)-Yılmaz Parlar




















































































New Page 1


EKONOMİ PROFİL



 














 












Uluslararasi Borsalarda Brainmab (Brn)

Türkiye’nin Uluslararasi Borsalara Açilan İlk Dijital Para Sistemi: Brainmab (Brn) Oldu
Blockchain sisteminin doğması ile başlayan ve Bitcoin’in ortaya çıkması ile önemli bir devrim yaşayan dijital (kripto) para sistemi, tüm dünyada yaygın hale gelmeye başladı. Son 3 yılda artan bir ivme ile tüm ekonomi çevrelerinin dikkatini çeken, kripto paralar, bazı ülkelerde günlük kullanıma ve dolaşıma geçmiştir.


Kripto paralar öylesine başdöndürücü hızla gelişti ki bugün “token” olarak kurgulanan sistemde pek çok proje ve borsalar hayata geçti. Bu piyasaların bugünkü değeri 500 Milyar Doları geçmektedir. 

Türkiye’de bu alanda önemli gelişmeler yaşanmaktadır. Bunlardan en önemlisi ise Brainmab (BRN)’dir. BRN 1 Kasım 2018’de dünyanın en iyi coin borsalarından biri olarak kabul edilen BCEX Borsasına kote olarak işlem görmeye başlamıştır.

Konuya ilişkin görüşlerine başvurduğumuz Brainmab Global Pazarlar Direktörü Musa Karademir şunları söyledi; “Dijital dünyanın en tartışmalı konusu hiç şüphesiz kripto (dijital) paralardır. Blockchain güvenliği şemsiyesinde Bitcoin (BTC) ile başlayan bu yaşamsal döngü, hayatımızın bir parçası haline gelmek üzeredir. Denilebilir ki önümüzdeki 10 yıl içinde, bütün harcamalarımız dijital paralarla yapılacaktır. Kripto para piyasalarında her gün yeni bir oyuncu eklense de çoğu sistemli ve sağlam alt yapılarla girmediği için, ölü doğan bebek konumda oluyor. Kripto para piyasasının artan değeri günümüzde yaklaşık 500 Milyar doları geçmektedir. Bu rakamlar, 800 Milyar Doları aşacaktır. Böylesine önemli bir piyasada BRAINMAB (BRN), uzun, yorucu çalışmalar ve beyin fırtınası toplantıları ile ortay çıkan bir Proje oldu. BRN Token, yapılan titiz araştırmalar ve uluslararası görüşmelerin neticesinde, dünyanın en önemli borsalarından olan BCEX’e kote oldu ve Brainmab (BRN), Türkiye’nin ilk ve tek borsaya giren Token’ıdır. Bu açıdan çok mutluyuz. 

Ayrıca İlki başarmanın yanında, başka bir ilk de Coin Borsasında işlem görmeye başladıktan sonra, elimizde bulunun ve kıymet takdir değeri tespit edilmiş patentlerin teminatına dayalı uluslararası finansal kaynak oluşturmak olacaktır. Çalışmalarımız ve görüşmelerimiz devam ediyor. Yakında kamuoyu ile bunu paylaşacağız.”


Kendi alanlarında çok önemli başarılara imza atmış ekibi oluşturanlar Brainmab Ekibi ise; Kurucu Erdal Can Alkoçlar, CEO Ali Öztaş, CO Dila Baktıroğlu, Finans Yöneticisi Hayati Üstün, İş Geliştirme Direktörü Daryal Ogün, IT Abdullah Mazlum, Yönetim Kurulu Üyeleri; Faruk Süren, Toprak Öztürk,  Serdar Ekşioğlu, Metehan Yeşil, Fatih Hatunoğlu, Yavuz Uzun, Göksel Gürsoy’dur.

yilmazparlar@yahoo.com

29 Ekim 2018 Pazartesi

Türkmenistan’ın 27. Bağımsızlık günü-Yılmaz Parlar

















































































New Page 1


EKONOMİ PROFİL



 














 










2019 “Barış ve Refah Yılı”


Türkmenistan İstanbul Başkonsolusu Myratgeldi Seyitmammedow, Türkmenistan’ın 27. Bağımsızlık günü kapsamında 26 Ekim 2018 cuma gecesi Hilton Boshorus Hotelde verdiği resepsiyon konuşmasında,  Türkmenistan Devlet Başkanı Ekselansları Gurbangulı Berdimuhamedov’un BM 73. Genel Kurul toplantısında yaptığı konuşmayı hatırlatarak, Türkmenistan Devlet Başkanı Ekselansları Gurbangulı Berdimuhamedov’un 2019 yılını ‘Barış ve Refah Yılı’ olarak ilan etmeyi önermiştir. Bu teklifin hayata geçirilmesi dünyada barışın, güvenliğin ve sürdürülebilir gelişmenin sağlanmasında önemli faktör olacaktır.” dedi




Türkmenistan İstanbul Başkonsolusu Myratgeldi Seyitmammedow, 27. Bağımsızlık günü kapsamındaki resepsiyondaki konuşmasının büyük bir kısmını Türkiye-Türkmenistan ilişkileri başda olmak üzere Türkmenistan’ın önemli olayları oluşturdu.

Gerçekleşen resepsiyona, İstanbul Vali Yardımcısı İsmail Gültekin, Konsolos temsilcileri, Belediye dış ekonomik ilişkiler temsilcileri, iş sanat dünyası önemli isimleri, Türkiye’de bulunan Türkmenistan vatandaşları, öğrenciler, Akademideki subaylar şeklinde geniş elit bir katılım oldu.



Resepsiyon öncesi, Türkmenistan İstanbul Başkonsolusu Myratgeldi Seyitmammedow, konsolos yardımcıları ile birlikde konukları karşıladı. İki Ülkenin milli marşların çalınması sonrası. Türkmenistan İstanbul Başkonsolusu Myratgeldi Seyitmammedow açılış konuşması yaparak, sevinçli günü paylaşmalarından dolayı konuklara teşekkürlerini sundu.


Başkonsolus Myratgeldi Seyitmammedow, “Türkmenistan Devlet Başkanı Ekselansları Gurbangulı Berdimuhamedov 25 Eylül 2018 tarihinde düzenlenen Türkmenistan Halk Konseyi toplantısında yaptığı tarihi konuşmada ülkemizin bugün geldiği safhayı ve kazanımlarını net bir şekilde ifade etmiştir. Bu bağlamda, Bağımsızlık yıllarında, Türkmenistan'da toplumsal yaşamın tüm alanlarında büyük gelişmeler kaydedildiği belirtilmiştir. Ekonomi alanı çeşitlendirme ilkelerine dayalı olarak gelişiyor. 27 yılda ekonomi alanına yapılan yatırımlar 350 kat artmış olup, bu 2600-den fazla üretim-teknik ve sosyal-kültürel amaçlı tesisleri kurma imkanı sağlamıştır.”dedi


Sonuçta ülkelerinde çok yönlü ekonominin ortaya çıktığını, ekonominin, çeşitli alanlarını, elektrik enerjisi, petrol-gaz, makine sanayisi, metallurji, kimya, inşaat, elektron, tekstil ve gıda sanayi alanları ve diğer sanayi dallarından oluştuğunu ifade ederek,

düzenli makroekonomik politikanın uygulanması ile gayri safi yurtiçi hâsıla hacminin  artığını, bu durum ülkenin uzun vadede gelişimine yönelik stratejik programların uygulanması sonucunda kazanıldığını dile getirdi.



Seyitmammedow, “Ülke nüfusunun sosyal güvenliğini yükseltmek Türkmenistan Devlet Başkanı Ekselansları Gurbangulı Berdimuhamedov'un devlet politikasının öncelikli yönlerinden biridir. Devlet bütçesinin büyük kısmı eğitim, sağlık, spor ve diğer sosyal alanlar için tahsis ediliyor.

Aynı zamanda Türkmen halkının zengin kültürel mirasının geliştirilmesi konusuna büyük önem veriliyor. Ülkede uygulanan manevi-kültürel kalkınma politikası eğitim, bilim, kültür ve sanat düzeyinin daha da yükseltilmesini hedefliyor.”şeklinde kültürel ve kalkınma politika olduğunu vurguladı.
Sağlık alanında da devlet tarafından büyük çalışmalar yapıldığını söyleyerek, “Aşkabat'ta ve çeşitli illerimizde yapılan modern sağlık merkezleri ve sağlık kuruluşları bunun bir göstergesidir.
Beden eğitimi ve spor alanında uygulanan devlet politikası da pozitif sonuçlar veriyor. Geçen sene Aşkabat'ta Kapalı salon ve savaş sanatı 5. Asya Oyunları, geçen Eylül ayında Amul-Hazar Uluslararası oto rallisi başarıyla düzenlenmiştir. “Türkmenistan – Büyük İpek Yolu’nun Kalbi” olarak ilan edilen 2018 yılında yanı Kasım ayında Uluslararası Halter Şampiyonası yine başkent Aşkabat’ta yapılacaktır. Türkmen sporcuları yarışmalarda büyük başarı göstermiştir.” Başarıyla sonuçlandığını işaretledi.



Bağımsız ve tarafsız Türkmenistan’ın, ekonomi ve sosyal hayatın tüm alanlarında uygulanan büyük yenilikler yolunda güvenle ilerlediğini kaydeden Konsolos Seyitmammedow “Bunun yanında devletimizin modern dünyanın gelişmiş ülkeleri safına yükselmesiyle ilgili konular da başarılıyla çözümleniyor.


Türkmenistan daimi tarafsızlık hukuk statüsüne sahip bir ülkedir. Türkmenistan’ın tarafsızlığı 12 Aralık 1995’te BM Genel Kurulu tarafından onaylanmıştır. Olumlu tarafsızlık politikasının önemini vurgulayan Türkmenistan’ın girişimleri ile BM Genel Kurulu 12 Aralık gününü Uluslararası Tarafsızlık Günü olarak ilan etmiştir.

Bugün Türkmenistan’ın izlediği barış politikası güven duyma, şeffaflık ve güvenlik gibi üç ana ilkeye dayanıyor. Bu politika bölgesel ve küresel sorunların yapıcı bir çözüme kavuşturulmasını hedefliyor.
Türkmenistan Devlet Başkanı Ekselansları Gurbangulı Berdimuhamedov BM 73.Genel Kurul toplantısında yaptığı konuşmada 2019 yılını ‘Barış ve Refah Yılı’ olarak ilan etmeyi önermiştir. Bu teklifin hayata geçirilmesi dünyada barışın, güvenliğin ve sürdürülebilir gelişmenin sağlanmasında önemli faktör olacaktır.”dedi



Türkiye ilişkilerine değinen Türkmenistan İstanbul Başkonsolusu Myratgeldi Seyitmammedow “Türkmenistan dostane ve karşılıklı yarara dayalı devletlerarası ilişkilerin ve işbirliğinin pekiştirilmesine büyük önem veriyor. Bağımsızlık döneminde Türkmen-Türk ilişkileri yüksek boyutlara erişmiştir.

Bu bağlamda, Türkiye Cumhuriyeti ile ilişkilerimiz son yıllarda yeni seviyeye çıkmıştır. İki ülkenin halklarını birleştiren sağlam dostane ilişkiler ve kökleri yüzyılların derinliklerine dayanan ortak tarihi-kültürel değerlerimiz Türkmen-türk işbirliğinin gelişmesinin önemli koşulunu oluşturmaktadır.”şeklinde ilişkilerimizin sürdürebilirliğini vurguladı.



Vali yardımcısı İsmail Gültekin, iki ülkenin tarihin derinliklerinden gelen köklerimizin ortaklığı, her platforma taşıyabileceğimiz bu unsurun kuvvetli bir bağ olduğunu kültürel, iki ülkeninde sosyal, ekonomik ilişkileri dahada ileriye- yüksek seviyelere çekme niyetinde olduğunu vurguladı.


Resepsiyonda Türkmenistan kültürünü gösteren stand kadar. Özel nefis lezzetli, Türkmen Pilavı çok yoğun ilgi gördü.

Konuklar Türkmenistan kültürünü tanımış oldular.

yilmazparlar@yahoo.com

20 Ekim 2018 Cumartesi

BAY FUAR “MURAT ÖZER” -YILMAZ PARLAR















































































New Page 1


EKONOMİ PROFİL



 














 











BAY FUAR  “MURAT ÖZER” 
“Kendimizle rekabet etmeyi seviyoruz, diğer fuarlarla değil”
Fuar organizasyonu ile ilgili çalıştığı firmaya ivme kazandıran, etkinliğini büyük ölçüde hissetdiren “Bay Fuar” olarak markasını yaratan yönetici Murat Özer, firmada bulunduğu zaman içindeki dinamikliği ile şirkete meteorik göz kamaştıran yükselişi sağlarken firmadan ayrılmasıyla birlikde, şirket yavaşlama yaşıyor.
Bay Fuar Murat Özer’e bunun sebebini soruyoruz.

Murat Özer’in Genel Müdür olduğu ANTEXPO Fuarcılık Hizmetleri Ltd. Şti. tarafından 17-20 Ekim 2018 tarihleri arasında, ANFAŞ Expo Center’de organize edilen 1.INTERFRESH  Yaş Sebze Meyve, Depolama, Ambalaj ve Lojistik Fuarı yine bir başarıya imza atdı.


Taze ürün sektörünün geleceği üzerine trend gelişmeleri ve sektörün paydaşları perspektifinden ticareti etkileyen önemli hususları belirlemede etkin olabilecek, taze meyve sektörünün en önemli platformu 1.INTERFRESH  Yaş Sebze Meyve, Depolama, Ambalaj ve Lojistik Fuarı Organizasyonun Mimarı, başarıda her zaman gördüğümüz, liderlik mekanizmalarını kullanarak amaçların peşinden koşan enformasyon yönetici Murat Özer ile söyleşi gerçekleştiriyoruz.


Murat Özer, sağlıklı beslenme konusunda daha büyük bir odağın var olduğunu, yeni meyve ve sebzeleri keşfetmek için kapıları açtığını, eşsiz bir lezzet profili oluşturan ürünlerimizin daha geniş bir pazar yelpazesine ulaşma kapasitesi ve daha yüksek verimli üretim için, üreticiyi teşvik etmek amacıyla, ihraç edilen taze ürünlerin hacmini artırmayı, ilk planda hedeflediklerini söylüyor.


Fuar yeniliklerini sorduğumuzda Murat Özer, “Fuarın yeni eklerinden biri de yeni alanların ya da tematik merkezlerin yanı sıra daha katılımcı alanlarda organik etiket altında yaş sebze meyve ürünlerinin yer alması, teknolojik yeniliklerle birlikte daha fazla, daha iyi ve daha uygun bir şekilde üretmeye yardımcı olan, yenilikler üzerinde sektörün paydaş katılımcıları bir araya getirmek istedik.



Bay Fuar Özer, programdaki etkinlikler olarak “Gelecekteki beklentileri, yetiştiriciler, tüccarlar, teknisyenler, lojistik uzmanlar, perakendeciler ve servis, dairesel ekonomiye çekiş gücü kazandırma hedeflerini göz önünde tutarak fuarda bir dizi bilgilendirme toplantıları düzenledik.”şekinde açıkladı.



Özer, Üreticilere taze ürünlerini alıcılara ihracat için hazır hale getirmeleri için fırsat sunması tatlılık veya boyut gibi parametreler, bunu yaparak, her ülkede farklı tüketici profillerinin ihtiyaçlarına uyum sağlamak. İnovasyonun üçüncü çizgisi, tüketiciye ürünün izlenebilirliği ile ilgili her türlü veriyi sunarak bir menşe satmayı mümkün kılan formatların ve ambalajın geliştirilmesi,Tedarikçiler aynı zamanda hem taze yetiştiricilere hem de taze ürün alıcılarına en yeni teknoloji çözümleri ve yeniliklerinin yanı sıra taze ürün operasyonlarında daha iyi verimlilik için katma değerli işleme ve paketleme yöntemlerini sunma şansına sahip olabilmesi, suyun ve kaynakların verimli kullanılması gibi pek çok alanda konferanslar-paneller programladıklarını ifade etdi.




Bay Fuar, “Tüm meyve ve sebze sektörümüzde, dünya taleplerindeki bilgi yetersizliğimiz stratejik bir sorun, Düzenlediğimiz fuarda sürekli olarak yoğun bir değişim gerçekleştirmeye çalışıyoruz.

Halen tam potansiyelleri yetersiz kalan, Türkiye fuarcılığına bölgedeki ekonomik kalkınma için kaçırılmış fırsatlarlara rağmen yeni fırsatların ortaya çıkmasına fayda sağlıyacak.”dedi
Meyve ve sebze markalarına ihtiyac ve dünya pazarında hangi şartlara uygunluğu hakkında sorumuza, Bay Fuar, “Ticari marka meyve ve sebzeler sadece pazarlama amaçlı değil, standartları ve üretici haklarını korur. Bitki sağlığı sertifikaları ön planda gereklilik. Dünya  gıda güvenliği konusunda çok talepkar, bu nedenle taze tarım ürünleri ile uğraşmak çeşitli yasal ve diğer alıcı şartlarına tabidir. Ancak, ek veya niş pazar kalite standartlarını uygulayarak firmanızı ayırt etme fırsatları da vardır. Standartların yanı sıra organik meyve ve sebzeler gibi niş pazarlara uygulanan spesifik gerekliliklere sunma, ürünün hangi yasal ve yasal olmayan gereksinimleri karşılaması, alıcılar genellikle hangi ek şartlara sahipliliği, niş pazarları için gereksinimleri, besin Güvenliği, ürün kalitesi, sosyal, çevresel ve iş uyumu. sınırlı böcek ilacı kullanımı, taşıma veya tutma aşamalarının çeşitli aşamalarında mevcut olabilecek gıdaya kasıtlı olarak ilave edilmemiş, ancak üretim, paketleme,sırasında bulaşanlar kirletici maddelerden kaçınma gibi çok konuda aydınlanması gerekiyor. En önemlisi zamanında teslimat, proaktif iletişim ve anlaşmalara bağlılıktır.İhraç edilen meyve ve sebzeler, bitki sağlığı ile ilgili ülke mevzuatına uymak zorunlulukları panellerden konferanslardan edinebilmektedirler.”şekinde cevap aldık.
Murat Özer’in kurumsal liderliği ile iş performansı arasındaki olumlu bağı gelişimle çalışma arkadaşlarına iş geliştirme ve planlamadaki en üst düzeydeki önemli deneyimleriyle birleştiğinde, alanındaki derin anlayışıyla müşteri memnuniyetli portföyü gitdikce çoğalıyor.



Ekip arkadaşlarından Koordinatör ve Satış pazarlama uzmanı Alina Kaptanoğlu’da fuar hakkında sorumuza  “Hedefimiz yeni pazarlar açtırmak ve ihracatları artırmak. Projeye yabancı yurtdışı gelen alım heyetlerin katkısı oldu. 26. ülke’den 500’ten fazla alım heyeti fuara katıldı. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlğına Bağlı Gıda Mahsüllerinin Tedarik ve Temini sağlıyan Sehmdar Cemiyyetinin Başkanı Abulfat Gojayev başta olmak üzere; İngiltere, Almanya, İtalya, Yunanistan, Bulgaristan, Gurcistan,Letonya, Ukrayna, Moldova, Rusya, Özbekistan, Kazakistan, Romanya, Makedonya, Arnavutluk,  Irak, Lübnan, Ürdün, Suudi Arabistan, Katar, Yemen, Libya ve Cezayir'den alım heyetleri ve katılımcılar oldu.


Uluslar arası Sağlık Derneği Başkanı, Diplomatik Koordinatör Dr.Fulya Sağlık, Bosna Hersek büyükelçisi Bakir Sadovic ve eşi, Brezilya büyükelçisi H.E Eduardo Gradione ve eşi, Mogolistan büyükelçisi  Bold Ravdan ve eşi, Letonya büyükelçisi Peteris Elferts ve eşi, Hindistan Müsteşarı Vanaja Thekkat, Makedonya büyükelçisi Mucunska Fuara sıcak ilgi göstererek, etkinliklerine katıldılar.


Türkiye’nin ve dünyanın gözde turizm şehri olan Antalya’nın tarım sektöründede lider durumda olduğunu belirtmek gerektiğine inandığımız için bunu ilk interfresh fuarı olarak 26 ülkeden yabancı ziyaretcileri ile bazı ülkelerin büyükelçi düzeyinde misafirlerimizin katılımıyla gerçekleştirmiş olduk. Amacın dünyada tarımın önemini ve Türkiye’nin Antalya olarak yaş meyve ve sebzede öncü olduğunu. Dünya pazarında yeri olması gerektiğine, ihracata ve üreticiye  çok ciddi katkı sağlayacağına inanıyoruz. Gelecek yıl 16-19 Ekim 2019 tarihlerinde ikinci fuara şimdiden katılım isteklerini aldık..”şeklinde cevaplandırdı.


yilmazparlar@yahoo.com


DÖVİZDEKİ ARTIŞLA KARTELLEŞME ve TEKELLEŞME-YILMAZ PARLAR











































































New Page 1


EKONOMİ PROFİL



 














 













DÖVİZDEKİ ARTIŞLA KARTELLEŞME ve TEKELLEŞME


Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Derneği ile
Türk Kuzey Kıbrıs Türk Ticaret Odası ortak görüş bildirdiler.

Dövizdeki artış mal ve hizmet piyasalarında “kartelleşme” ve “tekelleşmenin” hayat pahallığına ve tüketicilerin mağduriyetine etkileri;

Dünya'da ilk Rekabet Kanu' nu ( Anti - Trust ) 1989 da Kanada' da bir yıl sonra da 1890 da ABD de çıkartılmıştır. Petrol Tröst ( Monopol-Tekel ) ve kartellerinin aralarında anlaşarak sadece Enerji sektörü değil, demiryolu işletmeciliği, posta taşımacılığı, demir-çelik endüstrisi ve toptan gıda piyasası gibi doğrudan Bireysel Tüketici olan Amerikan vatandaşlarının günlük hayatlarını etkileyen hayati sektörlerde: 1) Üretim Miktarı, 2) Toptan ve Perakende Satış Fiyatı, 3) Hammadde ve Aramal Tedarik Zinciri, 4) Satış ve Pazarlama-Dağıtım Zincirleri'ni kontrol ederek, Yeni üreticilerin Piyasa' ya girişlerini önlemek, küçük Üreticileri Piyasa Dışına Çıkartmak suretiyle, hem Kalitenin Artmasını Engellemek, hem de Serbest Rekabet Ve Serbest Ticareti Engelleyerek kendi ürettikleri ve/veya kontrolleri altında tuttukları Mal ve Hizmetlerin Fiyatlarını çok yüksek belirleyerek Tüketicileri Kazıkladıkları için, Abd Rekabet Kanunu' nu çıkartarak Bu Kartel Ve Tekelleri dağıtmıştır. Böylece hem ABD Girişimcileri ve Tüketicileri mağduriyetten kurtularak eskisinden daha Yüksek Kaliteli Mal ve Hizmetleri çok daha Ucuza Üretmeye ve Satın almaya başlamalarıyla Amerikan halkının Refah’ I artmış, hem de ABD’ nin  Rekabet Gücü Artarak Dünyanın en büyük Ekonomisi haline gelerek Dünya Lideri olmuştur. ABD’nin 150 yıl önce yaptığı ekonomideki bu devrimsel karar, aynı şekilde 2. Dünya Savaşından sonra Avrupa Birliği ve diğer gelişmiş ülkelerde de uygulanmıştır.

Konuyla alakalı açıklama yapan TÜRDER ve Türk Kuzey Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı aynı zamanda Kıbrıs Amerikan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Uğur Özgöker bu konuda aşağıdaki açıklamayı yapmıştır;

 “Mal ve hizmet piyasalarının serbest rekabete açık hale gelmesi ve mal ve hizmetlerin fiyat istikrarının düzene kavuşması için, Rekabet Kurulu’nun biran önce Rekabetin ve Tüketicinin Korunması ile Kanunları uygulamaya gerekli idari para cezalarını kesmeye başlaması gerekir.

Özellikle dövizdeki artışın piyasaları olumsuz etkilediği ve fiyat istikrarsızlığının yoğun yaşandığı böyle bir ortamda tüketici haklarının ve rekabetin korunması çok önemlidir.

Zaten Ticaret Bakanımız Sayın Ruhsar Pekcan’da bu konunun altını önemle çizmiştir. Özellikle, "Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliğinde" değişiklik yapılarak, “girdi maliyeti ile döviz kuru artışı gibi fiyat değişimlerinden etkilenmemesine rağmen, etkileniyormuş gibi fiyat artışı yapan, tüketiciye sunulan ürünlerin fiyat dengesini bozan uygulamaları aldatıcı ticari uygulamalar kapsamına” dahil edilmesi çok önemlidir.

Yeni yönetmelikle, Reklam Kurulu'nca da denetimler yapılacaktır. Bu yeni dönemde Ticaret Bakanlığı politikalarıyla uyumlu şekilde Rekabet Kurumu, Tüketicinin Korunması, Piyasa Gözetimi ve Denetimi Kurumu ile Ürün Güvenliği mevzuatlarıyla daha aktif olacaktır. Böylece hem Müteşebbisler yani Girişimciler hem de Bireysel Tüketicilerin istismar edilmeleri önlenecek ve Türk Halkının “Refahı” artacak hem de Türk Ekonomisi çok daha Rekabetçi hale gelerek Döviz kurlarının düşmesine ve Türk Ekonomisinin Büyümesine vesile olacaktır.
yilmazparlar@yahoo.com