5 Şubat 2019 Salı

EMITT Hosted Buyer Veda Yemeği-Yılmaz Parlar




































































































New Page 1


EKONOMİ PROFİL



 














 














EMITT Hosted Buyer Veda Yemeği

Tüyap İstanbul Fuar ve Kongre Merkezinde 31 ocak - 3 şubat 2019 tarihlerinde düzenlenen 23. EMITT Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı “EMITT Hosted Buyer Veda  yemeği” Genel müdür Ekrem Kızılay ev sahipliğinde TRYP by Wyndham Istanbul Airport Hotelde verildi.




TravelShop Turkey firması tarafından Hosted Buyer alım heyetlerin EMITT fuara ziyareti sağlanmış, 100’den fazla ülkeden 4200’e yakın Hosted Buyer B2B toplantılarına katılmış. Düğün Planlayıcı, M.I.C.E & Event Organizatörü, Sağlık Turizm Firması,Tur Operatörü, Gastronomi, Leisure & Travel gibi sektörel çeşidinin bir kısmını teşkil eden Müdürler ve temsilciler çeşitli etkinliklerle ağırlanmış yüksek seviyelerde iş hacmi yakalanmış.




Veda Yemeği esnasında, TravelShop Turkey Genel Müdürü Murtaza Kalender tarafından her türlü destek veren sponsorlara teşekkür edildi. Plaket verildi. 




Akmina Travel Kıbrıs Genel Müdürü Hülya Kurmuş, TRYP by Wyndham Istanbul Airport genel müdürü Ekrem Kızılay, Deputy General Manager - Pullman Istanbul Airport Serkan Aydin, Intur's Turizm Taşımacılığı Yönetim Kurulu Başkanı Sami Sarıkaya, Travelux Cappadocia Travel Agency Sadegül Bostancı, Şen Turizm Cappadocia Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Şen, Staras Genel Müdürü Erdem Can, Apasas Travel Selcuk Genel Müdürü Eyüp Tüccar, Mavi Hotel Bodrum Genel Kordinatörü Ahmet Keymen, Kuşbakışı Havadan Fotoğraf ve Video Çekim Hizmetleri şirketi yönetim kurulu başkanı Asil Bayav, Anadolu Turizm İşletmeciler Derneği Ankara Başkanı Birol Akman,  Ez Air Balloons Cappadocia yönetim kurulu Başkanı Bilge Ezel isimler TravelShop Turkey Genel Müdürü Murtaza Kalender tarafından takdim edilen plaketlerini aldılar. 
Plaketini alan Akmina Travel Kıbrıs Genel Müdürü Hülya Kurmuş ile Kıbrıs turizmi hakkında sohbetimiz oldu.




22-26 Mayıs 2019 tarihleri arasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde seçkin Düğün Planlamacıları ve M.I.C.E organizatörlerinin katılacağı elit nitelikli organizaton yapacaklarını söyledi. Luxury  B2B Wedding &  M.I.C.E  Workshop Event in Northern Cyprus organizasyonda TravelShop Turkey işbirliği ile 200 e yakın 500 Milyon Dolara yakın bütçeli düğün planlayıcılarını ve MICE organizatörlerini Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine getireceğini ve tanıtımlarla vazgeçilmez destinasyon olacaklarını açıkladı.  



Yemek sonrası hareketli müzikle doyasıya dans ederek eğlenen Hosted Buyer ‘lar yorgunluk atdılar. Hatıra fotoğrafarın çekimiyle etkinlik noktalandı.

yilmazparlar@yahoo.com
  

3 Şubat 2019 Pazar

Skal İstanbul kulübü-Harbiye’de Konak Otel-hamsili pliav gecesi-Yılmaz parlar


































































































New Page 1


EKONOMİ PROFİL



 














 











HAMSİLİ PİLAV MARKA

Harbiye’de Konak Otel’in sahipleri Savaş Gürsel-Dilek Gürsel ev sahipliğinde, Başkanlığını Ata Eremsoy’un yaptığı, SKAL International İstanbul Klübü, geleneksel aylık toplantısını “Hamsili Pilav” gecesi olarak 31 Ocak 2019 Perşembe akşamı gerçekleştirdi.



 Turizmin parlayan yıldızı olarak görülen turizm alternatifleri arasında önemli payı ve pazarı olan gastronomi turizmde   “Konak Hamsili Pilav ” marka oldu.



Konak Hotel Yönetim Kurulu Başkanı Savaş Gürsel ve eşi Dilek Gürsel’in, Turizm konulu toplantılara vesilen olan, uzun yıllardır sürdürdükleri ve geleneksel hale getirdikleri hamsili pilav davetleri Karadenizimizin sevilen gözde balığı hamsiyi marka yaptı. Uyguladıkları Türk ve Dünya mutfağından seçkilere eklenen Konak otelin bu özel yemeği damgasını vurarak, marka yemekler arasında yerini aldı.

Gündemde olan EMITT -Doğu Akdeniz Uluslararası Seyahat ve Turizm fuarın ve Genel Turizmin ortak dil olarak konuşulduğu, geleneksel aylık toplantıya SKAL Dünya geçmiş dönem Başkanı Hülya  Aslantaş, SKAL Uluslarası SKAL Dernekleri Türkiye Federasyon Başkanı Faik Alsaç,  SKAL İstanbul kulübü Başkanı Ata Eremsoy, SKAL İstanbul Kulübü As Başkan Ayşe Önen, yönetim kurul üyeleri, Yusuf Can Arınel, Selma Tatar, Mustafa Yalçın, Meltem Tepeler, SKAL İstanbul Kulübü geçen dönem Başkanları Fatma Bahar Birinci, Sadettin Bülbül, Yaptığı etkinliklerle turizme renk katan Anadolu Folk Topluluğu sahibi Göksenin İleri, Genel Müdür Didem Çoşkun, Duayen ekonomi yazarı Meliha Okur, Tv progtam Yapımcı Rıza Öziş, SKAL İstanbul Kulübü üyeleri, turizm tüm üst düzey temsilcileri ve turizm dünyasının seçkin isimleri katıldılar. 



SKAL İstanbul kulübü Başkanı Ata Eremsoy yaptığı kısa konuşmasına, gün içinde gerçekleşen, Dünyadaki ilk dört turizm fuarından biri olan EMITT -Doğu Akdeniz Uluslararası Seyahat ve Turizm fuarında panelden söz ederek başladı.



Başkan Ata Eremsoy moderatörlüğünü üstlendiği Yeni Trend- Trendin Kendisi Olmak konulu panelde, panelistlerin (Hotelbeds -Sourcing, Türkiye Bölge Müdürü, Arzu Harley, Emirates Hava Yolları Türkiye, Romanya ve Bulgaristan Bölge Müdürü Bahar Ahmet Birinci, GM - Marriott Global Satış Türkiye Seyhan Ayel) olduğu trenden bahsederek panel etrafında konuşmacıların bayan olduğunu, trendide yine bayanlardan öğrendiğimizi söyledi. Turizme kadınlarımızın başarı payını dile getirdi.



Yine bir bayana teşekkür plaketi sunuyorum diyerek, Konak Hotel sahibi SKAL eski dönem Başkanlarından Savaş Gürsel’in kızı, Konak Hotel Genç yönetici, SKAL İstanbul Kulübü Genç üyesi Selin Gürsel’e, Konak Hotelin, SKAL İstanbul kulübün geleneksel aylık toplantısına katkılardan dolayı teşekkür plaketini takdim etdi.



SKAL International İstanbul Kulübü “Hamsili Pilav” partisi altında beyin fırtınasıyla fikir sofrasına dönüşen işbirlikteliklerin oluştuğu network niteliğindeki bu toplantıda dış pazarlarda rekabet gücü en yüksek sektörlerlerimizden biri olan turizmizin dinamikleriyle, Dünya Turizm Örgütünün, öngördüğü 2020 yılı hedef rakamlardan önemli pay alacağımız inancına tanık olduk. 

GÖZE ÇARPAN KARELER




yilmazparlar@yahoo.com

29 Ocak 2019 Salı

Asya Altyapı Yatırım Bankası (AIIB)-Yılmaz parlar

































































































New Page 1


EKONOMİ PROFİL



 














 










Türkiye Üçüncü Pazar

Asya Altyapı Yatırım Bankası (AIIB), 2018 yılında iki proje için sekiz milyon dolar kadar finans sağladıkları Türkiye’yi üçüncü büyük yatırım pazarı olarak görüyorlar.



Asya Altyapı Yatırım Bankası (AIIB), AIIB’nin Politika ve Stratejiden Sorumlu Başkan Yardımcısı Joachim von Amsberg ile Kıdemli Ekonomisti Han Xuehui’nin katılımıyla düzenledikleri basın toplantısında Türkiye’nin altyapı yatırım iklimi ve Asian Infrastructure Finance (Asya Altyapı Finansmanı) raporunun içeriğine ait bilgileri ve görüşleri paylaştılar





28 ocak 2019 pazartesi günü Bosphorus Swiss Hotelde gerçekleşen Basın Toplantısında, AIIB’nin Politika ve Stratejiden Sorumlu Başkan Yardımcısı Joachim von Amsberg, "Önümüzdeki yıllar içinde, yılda on milyar dolarlık yatırım yapabiliriz. Bunun bir buçuk milyar doları Türkiye'ye akar." sözleriyle Türkiye’ye verdikleri önemi belirterek, "Şu ana kadar yedi buçuk milyar dolarlık yatırım yaptık. McKenzie raporlarına göre Asya'da trilyonlarca dolarlık altyapı yatırımlarına gereksinim duyulmasına rağmen; Türkiye, Hindistan ve Endonezya’dan sonra üçüncü büyük pazarımız"dedi. 

Amsberg "Türkiye'de iki projeye yatırım yaptık. Bunlar; altıyüz milyon dolarlık  Tuz Gölü Doğalgaz Depolama Genişletme Projesi  ve iki yüz milyon dolarlık TSKB Sürdürülebilir Enerji ve Altyapı Kredisi, Üçüncü yatırımımız  Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı'nın (TANAP) Türkiye kısmına verdiğimiz altıyüz milyon dolarlık kredi teşkil ediyor. Bunu da dahil edersek Türkiye'ye toplam yatırımımız bir milyar dört yüz milyon dolara ulaşıyor." Toplam kredileri açıkladı.



Faaliyetlerine Ocak 2016’da başlayan, Merkezi Pekin’de bulunan, sürdürülebilir altyapı, sınır ötesi bağlantılılık ve özel sermayenin harekete geçirilmesinden oluşan stratejik amaç ve tematik öncelikleri olan, bugüne kadar on üç ülkede otuzbeş proje için yedi milyar beşyüz milyon dolara kadar yatırıma onay veren banka doksanüç onaylı üyeye ulaşmış durumda. Bankacılık, finansal hizmetler, proje ve altyapı finansmanı, çok taraflı kalkınma bankaları, enerji ve ulaştırmadan kırkı aşkın sektör uzmanının katkıları yer almaktadır.

Raporlarla ilgili verilen bilgilerden bazı bölümler; Giriş niteliğindeki bu raporda; Bangladeş, Çin, Endonezya, Filipinler, Hindistan, Pakistan, Rusya ve Türkiye’den oluşan sekiz pazarda proje finansmanının sağlığını ve finansman hacmi, altyapı finansman maliyeti ve yol yapımı maliyeti olmak üzere üç alanda kıyaslamalar bulunduğudur.



Türkiye Hükümeti, ülkede bulunan su, güneş, rüzgar ve jeotermal kaynakların muazzam ekonomik potansiyelini kullanarak 2023 yılına kadar 61 GW kurulu güce ulaşmayı hedefliyor. Rapora göre, hâlâ finansman arayan ve sırada bekleyen potansiyel altyapı işlemlerinin çoğu (%75,6) enerji sektöründe yer alırken, onu ulaştırma sektörü takip ediyor (%13,3). Bu da hükümetin bölgesel bir enerji üssü olma amacıyla tutarlılık gösteriyor.

AIIB Kıdemli Ekonomisti Han Xuehui. Raporla ilgili olarak “Bu rapor, kilit oyuncular arasında yüksek kaliteli tartışmaları mümkün kılmak için Asya’da altyapı finansmanı ile ilgili verilerin niteliğini artırmasını beklediğimiz bir dizi rapordan ilki.” Şeklinde raporların devam edeceğini bildirdi.



AIIB’de Politika ve Stratejiden sorumlu Başkan Yardımcısı Joachim von Amsberg, rapor hakkında “Farklı coğrafyalardaki tedarik ve arzın eşleştirilmesinde olmazsa olmaz olan sınır ötesi enerji iletiminin güçlendirilmesi kritik öneme sahip, Bölgesel bir enerji üssü olmanın önemli bir bölümü, aynı zamanda büyük bir yatırım fırsatı da olan, bu enerjinin komşu ülkelere ihraç edilmesi için gereken bu uzun mesafeli iletim hatlarının inşa edilmesi olacak.” Açıklamalarda bulundu.

Raporda yine ; makroekonomik ortamın, para birimindeki değer kaybının ve faiz oranlarındaki artışın Türkiye’de inşaat sektörünün görünümünü yakın vadede zayıflatacağını belirtiyor. Bu da sektörün, halihazırda beklemekte olan enerji ve ulaştırma projelerini gerçekleştirme kabiliyetini etkileyecek. Bu durumda Von Amsberg’e göre, “Bu noktada AIIB gibi çok taraflı kalkınma bankaları, zorlu ekonomik dönemlerde daha yüksek bir altyapı yatırımı seviyesini sürdürmeye yardımcı olmak için ek sermaye, pratik çözümler, veri ve içgörülerle ortaya çıkmalıdır.” Şeklinde Görüş bildirdi.

yilmazparlar@yahoo.com

21 Ocak 2019 Pazartesi

ANFAŞ 16 -19 Ocak 2019 30. Uluslararası Konaklama ve Ağırlama Ekipmanları İhtisas Fuarı-869 Yerliyse Yeriz-Yılmaz Parlar































































































New Page 1


EKONOMİ PROFİL



 














 













NEDİR 869


869 Yerliyse Yeriz.

ANFAŞ 16 -19 Ocak 2019 30. Uluslararası Konaklama ve Ağırlama Ekipmanları İhtisas Fuarı, 30. Hotel Equipment- 26. Uluslararası Gıda ve İçecek İhtisas Fuarı (26. FoodProduct) fuar kapsamında Başkanlığını Celal Toprak’ın yaptığı EGD Ekonomi Gazeteciler Derneği etkinliği “869 Yerliyse Yeriz.”Paneli düzenlendi.


Oldukca hiperaktif geçen panelin Açılış konuşmasını ANFAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ali Bıdı yaptı. EGD Başkanı Celal Toprak’ın moderatörlüğünü üstlendiği panelin panelistleri   Türkiye Aşçılar Federasyonu Başkanı (TAFED) Zeki Açıköz, Antalya Gastronomi Eğitimciler Birliği Derneği Başkanı (AGEB) Mustafa Erol, Türkiye Otel Satın Alma Yöneticileri Derneği Üyesi (TÜRSAD) Dr. Salih Tellioğlu, TÜRSAB Başkan Vekili Hasan Erdem ve TV Tarım Editörü- Program Sunucusu İrfan Donat’dı.

Nedir 869-Niçin yerli malı ?
Atatürk’ümüzün 1923 yılında İzmir İktisat Kongresi'nde ekonomimizin bağımsızlığının korunması için yerli mallar üretilmesi ve kullanılması kararını uzun süre sonra hatırlar olduk. 

Son derece basit ekonomi kurallarınca; ithalatın ihracattan fazla olması, bağımlılığı, işsizliği ve yoksulluğu yaratır. Ülkemizde İthalatın İhracat karşısında fazla olması dış ticaret açığın sıkıntı yaratan boyutlara gelmesi, yerli malların kullanmasıyla, dış borç yükünden kurtulmak ve sermaye birikiminin sağlanması ihtiyacını doğurmuştur. 



İstihdamın artması ile işsizliğin ve yoksulluğun azalması, vergi ve harçların Türkiye ekonomisine katkı sağlaması şeklinde fayda faktörleriyle birlikde; Dünya da oluşan ekonomik ve siyasal olumsuzluklardan etkilenmemek, firmalarımızın küresel dünyada  varlık göstermesi şart olduğu önümüzde koca gerçeğini görmemiz gerekiyor.
Alınması gereken tedbirler ve ekonomi koşulları herkesce malum ancak uygulanabilirliği sağlamak zorunludur. 


Teknoloji konusunda dışa bağımlılığı bıraktıracak ARGE’ye  ayrılan kaynakların artırılması ve rekabet avantajı sağlamamız lazım.
Ürünlerin Barkod numaraların ilk üç rakam Ülke kodunu gösterir.  869 rakamı Dünya ürün kod göstergesinde Türk ürünleri olduğunu işaret eder. 
 Moderatör Celal Toprak, Bu zirveyi düzenlemekteki temel amaçlarının yerli ürün kullanımının kitleselleştirmek daha fazla insanla buluşturma ve farkındalık yaratmak olduğuna vurgu yaparak “Bu ülkede her türlü imkan mevcut, bunları bir araya getirip doğru ve programlı bir şekilde ilerlediğimizde kimsenin bizimle baş etmesi mümkün değil” diyerek bu zirveye gelen, katılım gösteren ve takip edenlerin çok önemli bir misyonun çok kıymetli parçaları olduğunu belirtti.





İrfan Donat: “Markalaşma Zinciri Oluşturulmalı. Yerli ve mili kelimelerini çok sık kullandığımız bir dönemde,  döviz kuru dalgalanması yüzünden ithalat girdileriniz çok arttı ve bu da bir tezatlık oluşturuyor. Üretimimiz düştü, motivasyonumuz azaldı bu da en çok tarım sektörünü vurdu.  Bugün üreticilerimiz geçinmenin ayakta kalmanın derdinde. Ama asıl yapılması gereken katma değerli ürün yaratmak ve markalaşmak bu yönelik devlet politikaları üretmek gerek” dedi 

Bu projenin başarılı olması için sürdürülebilirliğin de çok önemli olduğuna dikkat çeken Donat “Markalaşma adına yapılması gerekenler dün yapılmadı ama, şimdi zamanı, bugünden bu ateşi daha da arttırmalıyız. Çok önemli ürünlerimiz var ama maalesef dünya coğrafik tescil listesinde sadece üç ürünle yer alıyoruz. Oysa bunları onlara yüzlere çıkarttığımız zaman ürünlerin katma değeri bir anda %20-30 artıyor. Bu projenin siyaset üstü kabul edilip, devlet politikası haline gelmesi, orta ve uzun vadede içinde bilim, Ar-Ge, inovasyon, pazarlama ve insan kaynağı olacak şekilde zincire dönüştürülmesi gerekir. Dünya bunu başardı, biz neden başarmayalım.” Açıklamalarında bulundu.


Türkiye’nin ‘Beyaz Kelebekleri’ olarak ifade eden Zeki Açıköz, '869 Yerliyse Yeriz' kampanyasının biraz da vefa duygusuna dayandığına dikkat çekti. Açıkgöz; “Türkiye’nin uluslararası barkod kodu olan 869 sadece bir numara değil, bir vefa anlamı da taşıyor. Çünkü bizim bu ülkeye bu vatana borcumuz var. Atalarımız bu ülkemiz için bizler için savaştı, can verdi. Peki biz ne yapabiliriz? Biz de bu ülkeye, bu ülkenin değerlerine, ürünlerini, ürettiklerine, üretenlerine sahip çıkmamız, korumamız, kollamamız gerek. Yerli üreticilere sektör ayrımı yapmadan sahip çıkmalıyız. İthalatçılarımız kızmasın, darılmasın ama biz önce yerli üreticimizin yanındayız. Çünkü önce can sonra canan anlayışını savunuyoruz.”ifadelerinde bulundu.



Türkiye’de 10 bine yakın seyahat acentasını temsilen zirveye katılan TÜRSAB Başkan Vekili Hasan Erdem de, '869 Yerliyse Yeriz' projesini çok önemsediklerini belirterek özellikle gastronomi turizminin gelişmesi adına bu projenin büyük bir önem arz ettiğinin altını çizdi. Türk ekonomisi ve özellikle cari açığın kapatılması noktasında turizm sektörünün büyük bir öneme sahip olduğunu söyleyen Hasan Erdem, bugün Türkiye’nin dünya turizminde rekabetçi bir ülke olduğunu bunu gıda ve tarımda da başarmamak için hiçbir sebep olmadığını şu örneklerle zirve katılımcılarına anlattı: “Türk turizmi olarak dünya mirasının sayılı örneklerinin olduğu bir coğrafyadayız ama bu coğrafyamız aynı zamanda gastronomi anlamında da tarihi bir beşikteyiz. Bunu kullanmak ve bunu turizmle entegre hale getirmemiz gerek. Her şeyde olduğu gibi bu işte de bir formül var. Çünkü her türlü ürün ve zenginliğimiz var bu formülü bulup artık değer yaratacak, markalaşacak projelere dönüştürmeli dahası bunu ekonomik girdiye çevirmeliyiz. Yerli ürünlerimizin gücü bu anlamda yadsınamaz. Yöresel lezzetlerimizi, unutulan değerlerimizi tekrar gün yüzüne çıkartıp bunu milli isimlerle markalaştırmak ve gastronomi turizmine kazandırmamız gerek. Çünkü yerli olmak demek, milli olmak demek evrensel olmamıza engel değil. Türkiye’nin lezzet ülkesi olduğunu anlatmamız lazım. ”



Zirve’nin Antalya’da gerçekleşmesinden dolayı bir anlamda ev sahiplerinden de olan Antalya Gastronomi Eğitimciler Birliği Derneği Başkanı(AGEB) Mustafa Erol, zirvenin çıkışı, isminin hikayesi ve bundan sonraki yapılaması gerekenlere “ Üretimin olduğu yerde huzur ve mutluluk olur. Biz de bu gerçekten daha yerli ve milli kavramları bu kadar dillerde pelesenk olmadan önce ne yapabiliriz? diye düşünürken geliştirdiğimiz bir kavram oldu. Çünkü artık karamsarlığı bırakmalıyız, biraz da güçlü taraflarımızı görmeliyiz, bunlardan kendimize motivasyon yaratmalıyız. Evet eksiklerimiz, hatalarımız olmuş geçmişte ama artık bir şeyler yapılmalı. Biz de bunu yapmaya çalıştık. Bugün Antalya’da 3500 şef aşçı var, bu bile ciddi bir itici güç. Çünkü yerlilik kavramı önemli bir gücümüz biz de gücü bugün burada olarak ortaya koyduk. Üretime destek vermek, yerli ürünleri tercih etmek ve kullanmak bu ülkenin yaşadığı acılara, sıkıntılara yönelik yapılacak en büyük fedakarlıktır.” Sözleriyle, marka değeri yüksek, inovasyon tabanlı ürünlerle ön planla çıkmamız bizlerin değil tüm dünyanın yiyebileceği ürünler geliştirmemiz gerekdiğini söyledi.

Türkiye Otel Satın Alma Yöneticileri Derneği Üyesi (TÜRSAD) Dr. Salih Tellioğlu, Döviz kurundaki yaşanan dalgalanmaların ülke ekonomisine ve de özellikle yerli üreticilere ciddi ekonomik kayıp yaşattığını, yerli ürünlerimizin kalitesinde, lezzetinde hiçbir sıkıntı olmadığını bu konuyu da avantaja çevirmek gerektiğini belirtdi.

Tellioğlu,  “Kendim satın alma yapan birisi olarak yerli ürünlerimizi almakta hiçbir sıkıntı yaşamıyorum. Kendi üretimimizdeki ürünlerin lezzeti ve kalitesi, tadına diyecek yok ama bunun istenen seviyeye ve markalaşmaya çeviremediğiniz anda tercihler değişiyor. O yüzden markalaşma çok çok önemli ve sektörün çıkışı buna bağlı. Örneğin bunu yerli muzda başardık. Devletin doğru politikaları sayesinde bugün muz üreticilerinin yüzü gülüyor, insanlar ekim alanlarını arttırdı. Hatta pek çok otelci muz üretimi işine girmeye başladı. Yerli muzun zaten tadı, lezzeti ve aroması noktasında zaten sıkıntımız yoktu. İşte bu tür örnekleri ürün bazlı olarak arttırmalıyız bunu bir devlet ve üretim politikası haline getirmeliyiz, gastronomiyi biraz da ekonomik temelli bir değere dönüştürmeliyiz. Umarız ‘Yerliysek Yeriz’ sloganı hem üretim hem de markalaşma adına bir fitili yakar ve daha çok milli markamızla dünya pazarında yer almamızı sağlar.”şeklinde açıklamalarda bulundu.

Sektöre yerli ürünlerle hizmet veren Öztiryakiler Yönetim Kurul Başkanı Tahsin Öztiryaki’de toplantıya katıldı. İstek üzerine kürsüye davet edildi
İDDMİB Başkanı Tahsin Öztiryaki, Türkiye'de endüstriyel mutfak ürünleri pazarının son yıllarda büyüme trendi içerisinde olduğunu söyledi. Avrupa rakiplerini geride bırakan Öztiryakiler olarak 125 ülkeye ihracat yaptıklarını açıkladı. Toplantı sonrası standı gezildi. 


İnteraktif bir şekilde geçen toplantıda katkıda bulunanlarla birlikde sorular cevaplarla devam etdi. Ayrıca 869 kullananlara TAFED Türkiye Aşcılar Federasyonu tarafından plaketler verildi.

yilmazparlar@yahoo.com





 

17 Aralık 2018 Pazartesi

Kuveyt Türk XTM Dijital Cihazı-Yılmaz Parlar





























































































New Page 1


EKONOMİ PROFİL



 














 













ÇALIŞANSIZ BANKA XTM

XTM Dijital Cihazı ile XTM Çağrı Merkezi yetkilisine bağlanarak, birçok bankacılık hizmeti dakikalar içerisinde gerçekleşebiliyor. Türkçe, İngilizce, Arapça ve işitme engelliler için İşaret Dili seçenekleriyle bağlantı sağlanabiliyor.

XTM yazılımı Kuveyt Türk mühendisleri tarafından geliştirilmiş inovatif bir ürün, klasik  bankacılığın yerini almayı hedefleyen şube konsepti. Ön koşullarından birisi olarak şirketlerin dijital dönüşümlerini tamamlamış olması gereği, Endüstri 4.0 devriminde önem taşırken vizyona ulaşmak altyapıları tamamlamak, geliştirmek önemi yadsınamaz. Online alışverişlerin, dijital asistanlarla tek mobil ekrandan yapıldığı günümüzde, bankaların da hem hizmet kalitesinde rekabet gücünü artırmak hem de maliyetleri azaltmak için dijital otomasyon teknolojilerini benimsemeside kaçınılmaz oluyor
.

Son araştırmalara göre, zengin ülkelerdeki iş gücünün yüzde onluk kısmı otomasyon sistemleri tarafından yürütülmektedir. İş ne kadar rutin ve ezbere yapılıyorsa, robot iş gücüne dönüşmektedir.

Kuveyt Türk Bireysel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Oral ve Kuveyt Türk Bilgi Teknolojileri Grup Müdürü Mücahit Gündebahar'ın katılımıyla Ortaköy Feriye tesislerinde 14 Aralık 2018 Cuma günü düzenlenen basın toplantısıyla XTM’in lansmanı yapıldı.

Kuveyt Türk Bireysel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Oral "Bankacılık da teknolojinin yoğun kullanıldığı yerler. Günümüz müşterileri, bankalarından hem daha hızlı ve sürekliliği olan hizmetleri bekliyor hem de bankalarıyla yüz yüze iletişime önem veriyor. Türkiye'de bir ilk olarak 2013 yılında üretmeye başladığımız ve zamanla geliştirdiğimiz inovasyon ürünü XTM cihazlarımızla biz, tam olarak bu yönde bir hizmet veriyoruz.



Müşterilerimiz XTM cihazlarımız aracılığıyla çağrı merkezimize bağlanıyor ve bankacılık işlemlerini video görüşme sayesinde hızlı, kolay ve güvenli bir şekilde gerçekleştirebiliyor. Dijital bankacılık kanalı olarak konumlandırdığımız XTM'ler sayesinde yeni istihdam alanları oluşturuyoruz."dedi
Oral, "2013'den bu yana XTM Şubelerinde 57 bini aşan müşteri sayısına ulaştık, topladığımız kaynak 740 milyon lirayı geçti. Teknolojinin gelişmesi ile, robotların insanların işini elinden alıp almayacağı konuşulur hep. Böyle bir durum yok, XTM Şubeleri teknolojik bir ürün ve bunun sayesinde bizim istihdamımız arttı. XTM Şubesi olmasa biz bazı ilçelere şube açamazdık ama bu ürünle ilçelerde hem şubemiz hem çalışanımız oldu.
Teknoloji sayesinde istihdamımızda artış yaşandı. 2018 yılında 17 tane XTM Şubesi açtık, 17 şubede 70-80 çalışan istihdam ettik. Bir de müşteri temsilcisi tarafında istihdam sağladık. Teknoloji, istihdamı destekleyen bir unsur haline geldi. Bu şekilde Türkiye'nin her yerine gidebileceğiz. 2019 yılında 20'ye yakın şube bütçeliyoruz, en az 15 tanesi XTM Şubesi olacak."şeklinde
Basın mensupların sorusu üzerine; Oral, daha küçük ölçekli ilçelerde de bağlı nokta adını verdikleri XTM'ler koyduklarını, şu an toplam 51 XTM Şubesi bulunduğunu, 2019 yılında şube içindekiler ve bağlı noktaların da dahil edilmesi ile 35 noktaya XTM makinesi koyma hedefinde olduklarını cevapladı.
Mehmet Oral, "İşitme engelli müşterilerimiz tüm bankacılık işlemlerini tek tuşa basarak başlatabiliyor. Bir işitme engelli vatandaşımız, müşterimiz olsun veya olmasın, XTM şubelerimizden görüntülü olarak çağrı merkezimize bağlandığında karşılarına işaret dilini bilen bir uzmanımız çıkıyor.
Bankamızda hesabı yoksa kısa sürede hesabını açabiliyor. Müşterilerimiz para transferinden kıymetli maden alım satımına kadar pek çok bankacılık işlemini kolayca gerçekleştirebiliyorlar. İşaret dili bankacılığıyla sayıları 3 milyonu aşan işitme engelli vatandaşımızın hayatı kolaylaştırmayı hedefliyoruz. İşitme engelli vatandaşlarımızın yanı sıra görme ve bedensel engelli vatandaşlarımıza yönelik projeler de geliştiriyoruz.” Engellilere yönelik projelerinin devam edeceğini söyledi.



Kuveyt Türk Bilgi Teknolojileri Grup Müdürü Mücahit Gündebahar,  XTM'i şube simülasyonu yapan gelişmiş ATM  olarak fakat farklı olarak özelliğe sahip olduğunu projenin temelinde Kuveyt Türk'ün on yıl önce başlattığı dijital dönüşüm yolculuğunun yer aldığı söyledi.
Türkiye'de bankacılık sektörünün ilk Ar-Ge merkezini kuran banka olduklarını dile getiren Gündebahar, "Günümüz itibarıyla, Türkiye'nin iki Ar-Ge merkezine sahip tek bankasıyız. Türk mühendislerimizle birlikte çok önemli projelere imza atıyor, geliştirdiğimiz teknolojileri yurt dışında pek çok ülkeye ihraç ediyoruz. XTM şubelerimiz de bu vizyonla geliştirdiğimiz, Türkiye'de bir ilk niteliği taşıyan projelerimiz arasında yer alıyor. XTM'leri tamamıyla Türk mühendislerimiz geliştirdi." dedi.
Demosu yapılan XTM’lerden XTM Şube, Cebe Para Gönderme, QR Kodla Para Çekme, teknolojik çözümlerle müşterilerinin bankacılık hizmetlerini her an ve her yerde daha hızlı ve kolayca yapabilmesini sağlıyor para çekip, para yatırabilir, hesap açabilir, özel eğitimli müşteri temsilcileri ile görüntülü görüşme yapabilir, dijital olarak evrak paylaşımı yapılabilir, kredi kullanılabilir, dekont ve A4 çıktı verebilir, tarama yapabilir, banka kartı basabilir, bir şubede yapabilecek her işlemi gerçekleşebiliyor. 

Kuveyt Türk bankacılar temsilcileri, “Kurulduğu 1989 yılından bu yana katılım bankacılığı alanındaki özenliliğiyle ve yatırım alanlarındaki araştırmacılığıyla tasarruf sahiplerine ve iş adamlarına çağdaş, istikrarlı, güvenilir, kaliteli ve süratli hizmet sunmayı önceleyen, sürekli eğitim ve gelişimi kendisine ilke edinen bir kurumdur” şeklinde fark yaratan banka olarak nitelediler. 

yilmazparlar@yahoo.com