Zafer Partisi, ekonomi politikalarında kendi alternatif modelini kamuoyunun gündemine taşımaya hazırlanıyor.
Özdağ, “Zafer Ekonomisi Programı”nın bu ay paylaşılacağını açıkladı.
Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Türkiye gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulunurken, partisinin ekonomi alanındaki hazırlıklarını da kamuoyuyla paylaştı.
Özdağ, yalnızca mevcut ekonomik politikalara yönelik eleştirilerle yetinmek yerine, Zafer Partisi’nin kendi ekonomi programını kamuoyunun tartışmasına açacağını açıkladı.
“Zafer Ekonomisi Programı” Kamuoyuna Sunulacak
Özdağ’ın açıklamasına göre, “Zafer Ekonomisi Programı” adı verilen çalışma hazırlanmış durumda ve programın bu ay kamuoyuyla paylaşılması planlanıyor.
Özdağ, programın basılı hale getirildiğini belirterek, ekonomi kuruluşlarına da ulaştırılacağını ifade etti. Zafer Partisi’nin ekonomi ekibinin ilgili kuruluşları ziyaret ederek programın içeriğini anlatacağını kaydeden Özdağ, temel hedefin Türkiye’nin üretim ekonomisine geçişine yönelik parti politikalarını ortaya koymak olduğunu söyledi.
Bu açıklama, Zafer Partisi açısından ekonomik tartışmada dikkat çekici bir başlık oluştururken, partinin ekonomi politikalarını yalnızca iktidarın uygulamalarına yönelik eleştiriler üzerinden değil, kendi önerileri üzerinden de gündeme taşıma hazırlığında olduğunu gösteriyor.
Tartışmanın Merkezine “Üretim Ekonomisi”ni Koyuyor
Özdağ, basın toplantısında Türkiye ekonomisinin mevcut görünümüne ilişkin çeşitli değerlendirmelerde de bulundu.
Özdağ’ın açıklamalarında; enflasyon hedefleri, vatandaşın satın alma gücü, işsizlik, vergiler, gelir dağılımı, tarım, eğitim ve ekonomik hedefler gibi başlıklar geniş yer aldı. Mevcut ekonomi politikalarının Türkiye’nin yapısal sorunlarını çözmekte yetersiz kaldığını savunan Özdağ, ekonomik yükün vatandaş üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Ancak basın toplantısının ekonomi açısından en dikkat çekici mesajı, bu eleştirilerin ardından Zafer Partisi’nin kendi ekonomik modelini ortaya koyacağını açıklaması oldu.
Köprü ve Otoyollar İçin Özelleştirme Eleştirisi
Özdağ’ın gündeminde kamu varlıklarına ilişkin kararlar da vardı.
Resmî Gazete’de yayımlanan kararla iki Boğaz köprüsü, sekiz otoyol ve dört çevre yolunun özelleştirme programına alınmasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özdağ, söz konusu uygulamaya karşı çıktı.
Özdağ, bu varlıkların uzun süreli işletme hakkının devredilmesinin kamu açısından gelecekte gelir kaybına yol açabileceğini savundu ve köprü ile otoyollardan elde edilebilecek gelirlerin kamu kaynakları açısından önemine dikkat çekti.
Bu değerlendirmeler, Zafer Partisi’nin ekonomi yaklaşımında kamu kaynakları, üretim, gelir dağılımı ve uzun vadeli ekonomik planlama başlıklarının öne çıktığına ilişkin bir çerçeve oluşturdu.
Ekonomi Programı Sahaya İnecek
“Zafer Ekonomisi Programı”nın açıklanmasının ardından ekonomik kuruluşlarla temas kurulacak olması da programın yalnızca yazılı bir metin olarak kalmayacağını ortaya koyuyor.
Özdağ, parti ekonomi ekibinin kuruluşları ziyaret ederek programı anlatacağını açıkladı. Böylece Zafer Partisi’nin ekonomi politikalarının iş dünyası ve ekonomik kuruluşlarla doğrudan paylaşılması hedefleniyor.
Bu yönüyle program, önümüzdeki dönemde Zafer Partisi’nin siyasi gündeminde önemli başlıklardan biri olmaya aday görünüyor.
Ekonomiden Siyasete Uzanan Geniş Gündem
Özdağ’ın 10 Eylül tarihli “Türk Milleti Basın Toplantısı”nda ekonomi dışında Türkiye’nin siyasi ve hukuki gündemine ilişkin değerlendirmeler de yer aldı.
Özdağ, partisinin önümüzdeki hafta Türkiye genelinde yazılı bir açıklama ve imza kampanyası başlatacağını, vatandaşların PKK’nın affı ve anayasa değişiklikleri konusundaki görüşlerinin alınacağını açıkladı. Kampanyanın ardından konunun meydanlarda ve sahada gündeme taşınacağını belirtti.
Hukuk devleti ve yargı başlıklarında da değerlendirmelerde bulunan Özdağ, Türkiye’nin geleceği açısından hukuk güvenliği ve demokratik kurumların önemine ilişkin görüşlerini dile getirdi.
Yeni Dönemin Ekonomi Başlığı
Zafer Partisi açısından “Zafer Ekonomisi Programı”nın açıklanması, partinin önümüzdeki dönemde ekonomik tartışmalarda kendi çözüm önerilerini daha görünür hale getirmesi açısından yeni bir aşama olarak değerlendirilebilir.
Özdağ’ın açıklamasında öne çıkan temel unsur, eleştirinin ötesine geçerek alternatif bir ekonomi programının kamuoyunun önüne konulacak olması.
Programın bu ay kamuoyuyla paylaşılması ve ardından ekonomi kuruluşlarına yönelik ziyaretlerin başlamasıyla birlikte, Zafer Partisi’nin ekonomi politikalarının ayrıntıları da daha geniş biçimde tartışılabilecek.
Türkiye’nin ekonomik geleceğine ilişkin siyasi tartışmanın, önümüzdeki dönemde yalnızca mevcut uygulamaların sonuçları üzerinden değil, hangi ekonomik modelin Türkiye’yi üretime, istihdama ve sürdürülebilir büyümeye taşıyacağı üzerinden şekillenmesi bekleniyor.
Zafer Partisi ise bu tartışmaya “Zafer Ekonomisi Programı” ile kendi perspektifini koymaya hazırlanıyor.
yilmazparlar@yahoo.com
Ümit Özdağ Unveils New Economic Initiative
“Victory Economy Program” Set to Be Unveiled
The Victory Party is preparing to bring its own alternative economic model to the public agenda as part of its efforts to develop new economic policies.
Victory Party Chairman Prof. Dr. Ümit Özdağ announced that the party’s “Victory Economy Program” will be made public this month.
While addressing current issues in Turkey, Özdağ also shared details of his party’s preparations in the field of economics.
Rather than limiting its approach to criticism of existing economic policies, Özdağ said that the Victory Party would present its own economic program for public discussion.
“Victory Economy Program” to Be Presented to the Public
According to Özdağ, the “Victory Economy Program” has already been prepared and is scheduled to be released to the public this month.
Özdağ stated that the program had been printed and would also be delivered to economic organizations. He said that the party’s economic team would visit relevant institutions to explain the program, with the main objective being to outline the party’s policies for transitioning Turkey toward a production-based economy.
The announcement creates a notable new dimension in the Victory Party’s economic agenda, indicating that the party intends to put forward its own proposals rather than focusing solely on criticism of the government’s economic policies.
“Production Economy” at the Center of the Debate
Özdağ also addressed various aspects of Turkey’s current economic situation during the press conference.
His remarks covered issues including inflation targets, citizens’ purchasing power, unemployment, taxation, income distribution, agriculture, education and economic objectives. Özdağ argued that current economic policies were insufficient to resolve Turkey’s structural problems and drew attention to the impact of the economic burden on citizens.
However, one of the most notable economic messages of the press conference was the announcement that the Victory Party would put forward its own economic model following these criticisms.
Criticism of the Privatization of Bridges and Highways
Özdağ also addressed decisions concerning public assets.
Commenting on the decision published in the Official Gazette to include two Bosphorus bridges, eight highways and four ring roads in the privatization program, Özdağ opposed the move.
He argued that transferring long-term operating rights could result in future revenue losses for the public sector and emphasized the importance of revenues generated by bridges and highways as a public resource.
These remarks point to a broader framework in the Victory Party’s economic approach, in which public resources, production, income distribution and long-term economic planning are expected to play a prominent role.
Economic Program to Reach the Field
The planned engagement with economic organizations following the release of the “Victory Economy Program” indicates that the initiative is not intended to remain merely a written document.
Özdağ said that the party’s economic team would visit relevant organizations to present and explain the program. The aim is to communicate the Victory Party’s economic policies directly to the business community and economic institutions.
In this respect, the program is expected to become one of the significant issues on the Victory Party’s political agenda in the coming period.
A Broader Agenda from Economics to Politics
Özdağ’s September 10 “Turkish Nation Press Conference” also included assessments of Turkey’s political and legal agenda in addition to economic issues.
Özdağ announced that the party would launch a nationwide written statement and signature campaign the following week to gather citizens’ views on the issue of a possible amnesty for the PKK and proposed constitutional changes. He stated that the issue would subsequently be brought to public squares and addressed through field activities.
Addressing the rule of law and judiciary, Özdağ also expressed his views on the importance of legal certainty and democratic institutions for Turkey’s future.
A New Economic Chapter
For the Victory Party, the announcement of the “Victory Economy Program” may represent a new stage in making its own economic proposals more visible in the country’s economic debate.
The central element of Özdağ’s announcement is the intention to move beyond criticism and place an alternative economic program before the public.
With the program expected to be released this month and subsequent visits to economic organizations planned, the details of the Victory Party’s economic policies are likely to become the subject of broader discussion.
Turkey’s economic debate is expected to increasingly focus not only on the results of current policies, but also on which economic model can move the country toward production, employment and sustainable growth.
The Victory Party is preparing to contribute its own perspective to this debate through its “Victory Economy Program.”
“Türkiye’nin Geleceği Siyaset Mühendisliğiyle Şekillendirilemez”
Özdağ’dan Türkiye Gündemine Sert ve Kapsamlı Mesaj, “Türkiye’nin Geleceği Siyaset Mühendisliğiyle Şekillendirilemez”
Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ, Türk Milleti Basın Toplantısı’nda ekonomi, hukuk, terör süreci, Amedspor tartışmaları, Kıbrıs, Yunanistan-İsrail hattı ve yaklaşan seçimlere ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
Basın toplantısının en geniş bölümlerinden biri ekonomi oldu.
Özdağ’ın basın toplantısının ana mesajı, “Türkiye’nin geleceği milli iradeyle belirlenmeli”
Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın Türk Milleti Basın Toplantısı, tek bir gündem başlığının değil, Türkiye'nin güvenlikten ekonomiye, hukuktan dış politikaya kadar karşı karşıya bulunduğunu savunduğu çok katmanlı sorunların ele alındığı kapsamlı bir siyasi değerlendirme niteliği taşıdı.
Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, düzenlediği Türk Milleti Basın Toplantısı’nda Türkiye’nin iç ve dış gündemini çok başlıklı bir değerlendirmeyle ele aldı.
Ekonomiden hukuka, terörle mücadeleden siyasetin yeniden şekillendirilmesine, spordan Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki gelişmelere kadar birçok başlıkta iktidara ve muhalefete yönelik eleştiriler yönelten Özdağ, Türkiye’nin geleceğinin siyasi mühendisliklerle belirlenmesine karşı uyarıda bulundu.
Özdağ’ın açıklamalarında dikkat çeken ana eksenlerden biri, Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığı, hukuk devleti ilkesi ve milli irade vurgusu oldu.
“Türkiye’nin geleceği masa başında belirlenemez”
CHP Genel Merkezi’nde il ve belediye başkanlarına yönelik gerçekleştirildiğini belirttiği bir toplantıda Türkiye’nin geleceğine ilişkin “dört partili” bir siyasi yapıdan söz edildiğini öne süren Özdağ, bunun Türkiye açısından ciddi bir siyasi tartışma olduğunu savundu.
Özdağ, söz konusu değerlendirmeleri ABD ve iktidarın tercihleriyle ilişkilendirerek CHP yönetimine yönelik sert eleştirilerde bulundu. Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet ve bağımsızlık anlayışına vurgu yapan Özdağ, Türkiye’nin siyasi geleceğinin dış etkiler veya siyasi hesaplarla şekillendirilmesine karşı çıktı.
Özdağ’dan Muharrem İnce’ye, “Siyasette asıl mesele sorumluluk”
Basın toplantısında Muharrem İnce’nin parti kurma ve siyasette harcanan para üzerinden yaptığı açıklamalara da yanıt veren Özdağ, parti kurmanın ciddi bir siyasi sorumluluk olduğunu belirtti.
Zafer Partisi’nin finansmanına ilişkin olarak ise parti hesaplarının devlet denetimine tabi olduğunu söyleyen Özdağ, partinin çalışmalarının öğrenciler, memurlar ve esnaf dahil farklı kesimlerden gelen bağışlarla sürdürüldüğünü ifade etti.
Hukuk mesajı, “Adalet gücü bağımsız olmayan bir milletin devlet halinde varlığı kabul olunamaz”
Özdağ’ın konuşmasının önemli başlıklarından biri de yargı bağımsızlığı oldu.
Adli yıl açılışında Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez’in Mustafa Kemal Atatürk’ün adalet ve bağımsız yargıya ilişkin sözünü kullanmasına dikkat çeken Özdağ, bu ifadeyi mevcut hukuk düzenine yönelik önemli bir uyarı olarak değerlendirdi.
Özdağ, Türkiye’de hukuk uygulamalarının siyasi kimliklere göre farklılaşmaması gerektiğini savunarak, yargı sisteminin bütün unsurlarının bu konu üzerinde düşünmesi gerektiğini söyledi.
Amedspor tartışması, “Gerilim alanına dönüşmemeli”
Amedspor üzerinden yaşanan tartışmalara da geniş yer veren Özdağ, takımın maçlarının spor müsabakası niteliğinden çıkarak gerilim alanlarına dönüşmesinden duyduğu endişeyi dile getirdi.
Özdağ, Zafer Partisi’nin daha önce yaptığı değerlendirmelerde taraftarların provokasyonlara karşı soğukkanlı davranması gerektiğini savunduğunu hatırlattı.
İstanbul’da bazı futbol taraftar gruplarına yönelik olduğu ileri sürülen güvenlik baskılarını da gündeme getiren Özdağ, spor alanlarının siyasi gerilimlerin çatışma zeminine dönüşmemesi gerektiğini belirtti.
“Kamu kaynakları siyasi saiklerle değil, ekonomik rasyonaliteyle kullanılmalı”
Kamu bankalarının yurt dışından sağlanan kredilerin Diyarbakır’da kullanılacağı yönündeki açıklamalarına da değinen Özdağ, kamu kaynaklarının dağıtımında ekonomik kriterlerin esas alınması gerektiğini söyledi.
“Ekonomik olarak rasyonelse Diyarbakır’daki firmaya verin; değilse ekonomik olarak rasyonel olan bölgeye yönlendirin” görüşünü dile getiren Özdağ, kamu kurumlarının görevinin siyaset yapmak değil, kendilerine emanet edilen kaynakları yasalara uygun ve kamu yararını gözeterek kullanmak olduğunu savundu.
Doğu ve Güneydoğu için dikkat çeken uyarı
Özdağ, konuşmasının bir bölümünde Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde de bulundu.
Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve eski emniyet müdürü Mahmut Karaaslan’ın bölgedeki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerini aktaran Özdağ, devletin yanında olduğunu düşündüğü vatandaşların kendilerini baskı altında veya yalnız bırakılmış hissetmesinin ciddi bir güvenlik ve toplumsal bütünlük sorunu oluşturabileceğini ileri sürdü.
Özdağ, geçmişte yaşanan hendek sürecini hatırlatarak benzer bir tablonun ortaya çıkmaması gerektiğini savundu.
Ekonomide “yüzde 2,3” vurgusu, “Büyüme yeterli değil”
Basın toplantısının en geniş bölümlerinden biri ekonomi oldu.
2026 yılının ikinci çeyreğine ilişkin büyüme oranının yüzde 2,3 olarak açıklanmasını değerlendiren Özdağ, bu oranın Türkiye ekonomisinin yeterince güçlü büyümediğini gösterdiğini savundu.
Tüketim ve yatırımın yavaşladığını, sanayinin zayıfladığını ve ihracatta gerilemenin sürdüğünü öne süren Özdağ; enflasyon, işsizlik ve atıl iş gücü üzerinden hükümetin ekonomi politikalarını eleştirdi.
Vergiler üzerinden iktidara eleştiri
Özdağ ayrıca yüksek vergiler ve vatandaşın satın alma gücü üzerinden hükümete yönelik eleştirilerini sürdürdü.
Telefon ve otomobil alımında ürün bedeline yaklaşan veya onu aşan vergi yükleri bulunduğunu savunan Özdağ, yüksek vergilerin ekonomik büyümeye yeterince dönüşmediğini ileri sürdü.
Türkiye'nin üretim, sanayi ve tarımdan uzaklaştırıldığını savunan Özdağ, devletin borçlanma yoluyla mevcut ekonomik yapıyı sürdürmeye çalıştığını iddia etti.
“Merkez Bankası ile Hazine rakamları arasında dikkat çekici fark var”
Özdağ, enflasyon hedefleri ile Hazine'nin borçlanma maliyetleri arasında bulunduğunu söylediği farka da dikkat çekti.
Merkez Bankası'nın gelecek yıllara ilişkin enflasyon hedeflerini hatırlatan Özdağ, Hazine'nin iç borçlanma ihalelerindeki yüksek faiz oranlarını bu hedeflerle karşılaştırarak ekonomi yönetiminin kendi içinde çelişen göstergeler ortaya koyduğunu savundu.
Seçim mesajı: “Seçimlerden sonra bunlar bizim derdimiz olacak”
Yaklaşan seçimlere ilişkin de mesaj veren Özdağ, iktidarın seçim döneminde yeni ekonomik vaatlerde bulunacağını ancak bu vaatlerin finansmanının yeni borçlanma ve kamu varlıklarının kullanılması yoluyla sağlanabileceğini ileri sürdü.
Türkiye'de siyasi dengelerin değişeceğini savunan Özdağ, Zafer Partisi'nin seçim sonrasında ülke yönetiminde sorumluluk üstlenmeye hazırlandığını ifade etti.
Terör süreci konusunda “Cumhuriyet’in geleceği” uyarısı
Özdağ’ın açıklamalarında en sert başlıklardan biri de PKK ile yürütüldüğünü söylediği yeni süreç oldu.
Sürecin başlangıcındaki hedeflerle bugün gelinen noktanın birbirinden farklı olduğunu savunan Özdağ, PKK'nın kendisini feshetmesi yerine Cumhuriyet'in temel yapısının tartışmaya açıldığı yönündeki değerlendirmesini dile getirdi.
Özdağ ayrıca Abdullah Öcalan'a yönelik olduğu iddia edilen yeni düzenlemeler ve anayasa değişikliği tartışmaları üzerinden hükümete yönelik ağır eleştiriler yöneltti. Ancak bu bölümde dile getirilen çeşitli senaryolar ve iddialar, Özdağ’ın kendi siyasi değerlendirmeleri olarak kamuoyuna yansıdı.
İran, Suriye ve PJAK üzerinden bölgesel güvenlik senaryosu
Özdağ, PKK'nın silah bırakacağı yönündeki beklentilere de şüpheyle yaklaştığını belirterek örgütün silahlarını Suriye ve İran'daki yapılanmalara kaydırabileceğini öne sürdü.
İran'da yaşanabilecek olası gelişmelerin Türkiye'nin güvenliğini doğrudan etkileyebileceğini savunan Özdağ, Ankara'nın bölgesel gelişmeler karşısında nasıl bir politika izleyeceğinin kritik önem taşıdığını söyledi.
Atina ve Tel Aviv'e mesaj, “Türkiye'nin güvenliği göz ardı edilmemeli”
Konuşmasının dış politika bölümünde Yunanistan ile İsrail arasındaki savunma iş birliğine de değinen Özdağ, Yunanistan'ın Türkiye ile olası bir askeri çatışmaya yönelik politikalar izlememesi gerektiğini savundu.
Türkiye ile Yunanistan halkları arasında düşmanlık bulunmadığını belirten Özdağ, Atina yönetimine gerilimden uzak durma çağrısında bulundu.
İsrail'in bölgesel politikalarını da eleştiren Özdağ, Tel Aviv yönetimine Türkiye ile doğrudan karşı karşıya gelmenin ciddi sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu. Türkiye'nin bölgesel ağırlığına vurgu yapan Özdağ, İsrail'in bölge ülkeleriyle ilişkilerinde çatışma yerine barışçı politikaları tercih etmesi gerektiğini ifade etti.
Gökçek ve Davutoğlu soruşturmaları için “Hukuk herkese eşit uygulanmalı” mesajı
Basın toplantısının soru-cevap bölümünde ise eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek hakkında başlatıldığı belirtilen soruşturma ve eski Başbakan Ahmet Davutoğlu hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatıldığı belirtilen soruşturma gündeme geldi.
Gökçek hakkında yürütülen soruşturmanın sonucunun görülmesi gerektiğini söyleyen Özdağ, soruşturma süreçlerinde iktidar ve muhalefet mensuplarına farklı hukuk uygulanıp uygulanmadığının önemli olduğunu belirtti.
Davutoğlu hakkında başlatıldığı belirtilen soruşturmaya ilişkin de benzer bir karşılaştırma yapan Özdağ, kendisinin geçmişte gözaltına alınma biçimiyle başka siyasetçilere yönelik uygulamalar arasında fark olup olmayacağının takip edilmesi gerektiğini söyledi.
Özdağ’ın konuşmasının merkezinde
Hukuk devleti, ekonomik bağımsızlık, milli güvenlik, terörle mücadele ve Türkiye’nin siyasi geleceğinin milli irade temelinde şekillenmesi mesajı yer aldı.
Zafer Partisi lideri, açıklamaları boyunca iktidara olduğu kadar muhalefete de eleştiriler yönelterek, Türkiye'nin önündeki dönemin yalnızca bir iktidar değişikliği değil, ülkenin devlet yapısı, ekonomik bağımsızlığı ve milli güvenlik anlayışı açısından kritik bir eşik olduğunu savundu.
Değerlendirme
Muharrem İnce’nin polemik içeren sözleri karşısında, olgun bir siyaset lideri olan Ümit Özdağ’ın ortaya koyduğu yaklaşımın bizlere verdiği mesajdan şu sonucu çıkardık:
Elbette parti kurmak turşu kurmaya benzemez.
Parti kurmak; bir ülkenin geleceğine ilişkin fikir, program ve kadro ortaya koymak, milletin karşısına çıkıp “Ben bu ülkeyi şu anlayışla yönetmeye talibim” diyebilmektir.
Türkiye’nin bugün ihtiyacı olan şey, siyaseti küçümseyen benzetmeler değil; Türkiye’nin sorunlarına çözüm üreten, bedel ödemekten ve sorumluluk almaktan çekinmeyen siyasi kadrolardır.
Siyaset yapmak herkesin demokratik hakkıdır. Millet kararını sandıkta verir.
Zafer Partisi’nin ölçüsü bellidir, Türkiye’nin birliği, güvenliği, ekonomik bağımsızlığı ve Türk milletinin geleceği.
Gerisi polemiktir.
yilmazparlar@yahoo.com
Ümit Özdağ, “Türkiye’s Future Cannot Be Shaped by Political Engineering”
“Türkiye’s Future Must Be Determined by the National Will”
Özdağ Delivers a Strong and Comprehensive Message on Türkiye’s Agenda: “Türkiye’s Future Cannot Be Shaped by Political Engineering”
Zafer Party leader Ümit Özdağ addressed Türkiye’s economy, rule of law, the terrorism process, the Amedspor controversy, Cyprus, the Greece-Israel axis and the upcoming elections during the Turkish Nation Press Conference.
The economy was one of the most extensively discussed issues at the press conference.
The Main Message of Özdağ’s Press Conference: “Türkiye’s Future Must Be Determined by the National Will”
Zafer Party Chairman Prof. Dr. Ümit Özdağ addressed Türkiye’s domestic and foreign agenda at the “Turkish Nation Press Conference”, delivering a comprehensive assessment of developments ranging from the economy and rule of law to terrorism, political restructuring, football-related tensions, Cyprus and the Türkiye-Greece-Israel regional equation.
The central message of Özdağ’s address was that Türkiye’s future should be determined by the national will, rather than political engineering or calculations.
Özdağ argued that Türkiye is facing a critical period involving intertwined challenges in national security, the economy, the judiciary and foreign policy. He emphasized the principles of national sovereignty, the rule of law, economic independence and national security.
“Türkiye’s future cannot be decided behind closed doors”
Özdağ criticized what he described as discussions concerning the possibility of a four-party political structure in Türkiye. Referring to a meeting he said was held at the Republican People’s Party (CHP) headquarters, he argued that Türkiye’s political future should not be shaped by external influence or political calculations.
He also emphasized the founding principles of the Republic of Türkiye and Mustafa Kemal Atatürk’s understanding of independence.
Response to Muharrem İnce: “Politics is also a matter of responsibility”
Özdağ also responded to comments by Muharrem İnce concerning political party formation and campaign spending.
While stressing that establishing a political party is a serious responsibility, Özdağ said Zafer Party’s finances are subject to state oversight. He stated that the party has continued its political activities with donations from various segments of society, including students, civil servants and tradespeople.
Judicial independence at the center of Özdağ’s criticism
Another major issue raised by Özdağ was the independence of the judiciary.
Referring to remarks by Chief Justice Ömer Kerkez at the opening of the judicial year, Özdağ highlighted Atatürk’s emphasis on judicial independence and argued that the statement should be regarded as an important warning concerning the current understanding of law.
He maintained that the application of justice should not differ according to political identity and called on all elements of the judiciary to consider the issue.
Amedspor debate: “Sports must not become an arena of political tension”
Özdağ devoted considerable attention to the controversy surrounding Amedspor, expressing concern that football matches could turn into areas of political and social tension.
He recalled Zafer Party’s previous call for supporters to remain calm and avoid provocations. Özdağ also raised allegations of pressure on football fan groups in Istanbul, arguing that sporting events should not become grounds for political confrontation.
Call for rational use of public resources
Özdağ also addressed statements concerning the use of foreign-sourced loans in Diyarbakır.
He argued that public resources should be allocated according to economic rationality rather than political considerations, stressing that public institutions have a responsibility to use entrusted funds lawfully and in the public interest.
Warning over developments in eastern and southeastern Türkiye
The Zafer Party leader also discussed developments in eastern and southeastern Türkiye.
Citing assessments by Zafer Party Deputy Chairman and former police chief Mahmut Karaaslan, Özdağ argued that citizens who have historically identified themselves with the state and national institutions should not be left feeling abandoned or under pressure.
He referred to the violence of the past “trench” period and warned against the emergence of a similar environment.
Economy: Özdağ highlights 2.3% growth
Economic conditions constituted one of the most extensive sections of the press conference.
Referring to the 2.3% growth rate announced for the second quarter of 2026, Özdağ argued that the figure indicated insufficient economic growth.
He criticized what he described as slowing consumption and investment, weakening industrial activity and continuing pressure on exports, while also raising concerns over inflation, unemployment and underutilized labor.
Taxes and purchasing power
Özdağ continued his criticism of the government by focusing on high taxation and declining purchasing power.
He argued that the tax burden on products such as mobile phones and automobiles can approach or exceed the price of the products themselves, and maintained that high taxation has not translated sufficiently into economic growth.
He further argued that Türkiye has moved away from production, industry and agriculture and that the government is relying increasingly on borrowing to sustain the existing economic structure.
Inflation targets and borrowing costs
Özdağ also drew attention to what he described as a significant gap between inflation targets and government borrowing costs.
Comparing the Central Bank’s projected inflation figures with interest rates in Treasury domestic borrowing auctions, he argued that the figures point to conflicting signals within Türkiye’s economic management.
Election message: “After the elections, these will become our responsibility”
Looking ahead to the next elections, Özdağ argued that new economic promises would increasingly emerge but questioned how such promises would be financed.
He suggested that additional borrowing and the use of remaining public assets could become the means of financing election-period promises.
Özdağ stated that political balances in Türkiye would change and said Zafer Party was preparing to assume responsibility for governing the country after the elections.
Warning over the terrorism process and the future of the Republic
One of the strongest sections of Özdağ’s speech concerned what he described as a new process involving the PKK.
He argued that the objectives stated at the beginning of the process differed significantly from the current situation and claimed that, rather than the PKK dissolving itself, the fundamental structure of the Republic was now being placed under discussion.
Özdağ also criticized what he described as alleged arrangements concerning Abdullah Öcalan and constitutional change. These scenarios and claims were presented by Özdağ as his own political assessments.
Iran, Syria and PJAK: a regional security warning
Özdağ expressed skepticism about expectations that the PKK would fully disarm, arguing that the organization could potentially relocate weapons and capabilities to structures in Syria and Iran.
He warned that developments in Iran could directly affect Türkiye’s national security and stressed the importance of Ankara’s response to possible regional developments.
Message to Athens and Tel Aviv
Addressing foreign policy, Özdağ criticized defense cooperation between Greece and Israel and argued that Greece should avoid policies that could lead to military confrontation with Türkiye.
He stressed that there was no inherent hostility between the Turkish and Greek peoples and called on Athens to avoid escalating tensions.
Özdağ also criticized Israel’s regional policies, warning that a direct confrontation with Türkiye could have serious consequences. He called for regional policies based on peace rather than confrontation.
Gökçek and Davutoğlu investigations: “The law must be applied equally”
During the question-and-answer session, Özdağ was also asked about investigations reportedly launched against former Ankara Metropolitan Mayor Melih Gökçek and former Prime Minister Ahmet Davutoğlu.
Regarding Gökçek, Özdağ said the outcome of the investigation should first be seen, while questioning whether the legal process applied equally to government and opposition figures.
On the investigation reportedly launched against Davutoğlu, Özdağ similarly questioned whether the former prime minister would be treated differently from opposition figures during the judicial process.
The central message
At the heart of Prof. Dr. Ümit Özdağ’s address were the rule of law, economic independence, national security, the fight against terrorism and the principle that Türkiye’s political future must be shaped by the national will.
Throughout the press conference, the Zafer Party leader directed criticism not only at the government but also at the opposition, arguing that Türkiye is approaching a critical threshold concerning the structure of the state, economic independence and national security.
Assessment
Against Muharrem İnce’s polemical remarks, we draw the following conclusion from the approach demonstrated by Ümit Özdağ as a mature political leader:
Of course, founding a political party is not like making pickles.
Founding a political party means presenting ideas, a program and a team for the future of a country, and having the courage to stand before the people and say, “I am prepared to take responsibility for governing this country according to this vision.”
What Türkiye needs today is not political rhetoric that trivializes politics, but political cadres capable of producing solutions to Türkiye’s problems and willing to take responsibility and pay the price when necessary.
Engaging in politics is everyone’s democratic right. The people make the final decision at the ballot box.
The Zafer Party’s measure is clear: Türkiye’s unity, security, economic independence and the future of the Turkish nation.
Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, düzenlediği “Türk Milleti Basın Toplantısı”nda Türkiye'nin ekonomik krizinden terörle mücadeleye, Kıbrıs'tan NATO zirvesine kadar birçok başlıkta dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Özdağ, özellikle ekonomik tabloyu “Türkiye'nin gerçek gündemi” olarak nitelendirirken, iktidarın siyasi tartışmalarla halkın yaşadığı ağır ekonomik sorunların üzerini örtmeye çalıştığını söyledi.
Ümit Özdağ, “Gündemi Kayyum Tartışmalarıyla Değil, Açlık ve Yoksulluk Belirliyor”
Prof. Dr. Ümit Özdağ, konuşmasının en çarpıcı bölümünde Türkiye'nin gerçek gündeminin açlık, yoksulluk ve ekonomik çöküş olduğunu belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:
"Birileri kayyum, mutlak butlan ve siyasi tartışmalarla gündemi manipüle etmeye çalışırken mutfakta mutlak yangın devam ediyor."
Özdağ, 5 milyon emeklinin ve 11 milyon asgari ücretlinin açlık sınırının altında yaşam mücadelesi verdiğini, yapılan maaş artışlarının vatandaşın yaşadığı ekonomik sıkıntıları ortadan kaldırmadığını ifade etti.
“Türkiye Zengin, Ama Türk Halkı Fakir”
Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerinde Özdağ, Türkiye'nin doğal kaynakları ve üretim gücüne rağmen halkın yoksullaştığını belirterek dikkat çeken şu ifadeleri kullandı:
"Türkiye fakir değil, Türk halkı fakir. Çünkü Türkiye'nin zenginlikleri küçük bir grup tarafından sömürülüyor. Buna son vereceğiz."
Zafer Partisi'nin hedefinin;
Planlı ekonomi,Planlı sanayileşme, Planlı tarım,Devlet Planlama Teşkilatı'nın yeniden kurulması,Üreten ve adil paylaşan Türkiye modeli olduğunu açıkladı.
24 Yılda Borç Dört Kat Arttı
Özdağ, Türkiye ekonomisinin dış borç ve faiz sarmalına sürüklendiğini belirterek çarpıcı rakamlar
paylaştı.
Dikkat çeken veriler:
Toplam kamu borcu yaklaşık 15 trilyon TL'ye ulaştı.
Türkiye'nin dış borcu 133 milyar dolardan 518,5 milyar dolara yükseldi.
Sanayinin ithalata bağımlı hale geldiği ve üretim ekonomisinin terk edildiği ifade edildi.
Özdağ, mevcut ekonomik modelin sürdürülebilir olmadığını savundu.
“Türkiye Yüzyılı Değil, Orta Sınıfın Yok Edildiği Dönem”
Özdağ, iktidarın "Türkiye Yüzyılı" vizyonunu sert sözlerle eleştirerek,
"Türkiye Yüzyılı diye ortaya koydukları tablo; açlığa mahkûm edilen emekliler, zam alamayan asgari ücretliler ve yok edilen orta sınıftır." ifadelerini kullandı.
Gaziler İçin Destek Mesajı
Zafer Partisi Genel Başkanı, Güvenpark'ta hak arayan gazilere destek verdiklerini belirterek önemli mesajlar verdi.
Özdağ,
Gaziler arasında rütbe ve tarih ayrımı yapılamayacağını, devletin bütün gazilere eşit yaklaşması gerektiğini söyledi.
Ayrıca, "AK Parti iktidarı gazilerimizin taleplerini yerine getireceğine PKK'nın taleplerini tartışıyor."
ifadeleriyle hükümeti eleştirdi.
PKK Sürecine Sert Tepki
Konuşmasının en dikkat çeken bölümlerinden biri de terörle mücadele konusunda oldu.
Özdağ,
PKK'nın silah bırakmadığını
Örgütün farklı ülkelerde faaliyetlerini sürdürdüğünü
Teröristlerin pişman olmadıklarını açıkça söylediklerini
belirterek şu soruyu yöneltti:
"Teröristlerin 'Bizde pişman olmuş hal görüyor musunuz?' açıklamasına soruşturma açmıyorsunuz da Nasuh Mahruki neden tutuklanıyor?"
S-400 Ve Nato Çıkışı
Ankara'daki NATO Zirvesi'ni de değerlendiren Özdağ,
Türkiye'nin milli egemenliğinin korunması gerektiğini belirterek,
S-400 hava savunma sistemlerinin üçüncü bir ülkeye satılacağı yönündeki iddiaların açıklığa kavuşturulmasını istedi.
Ayrıca, Türkiye'nin yerli hava savunma projelerinin hızlandırılması gerektiğini vurguladı.
Kıbrıs Uyarısı: "Mavi Vatan Gündemden Çıkarıldı"
Özdağ, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs konusunda da dikkat çekici açıklamalar yaptı.
Başlıca değerlendirmeleri:
Rum Yönetimi'nin hızla silahlandığı
ABD, Fransa ve İsrail'e askeri üsler verildiği
Birleşmiş Milletler'in yeni Kıbrıs planı üzerinde çalıştığı
Türk askerinin adadan çekilmesini öngören girişimlerin bulunduğu
iddialarına dikkat çekerek,
"Kıbrıs Türk vatanıdır. Kıbrıs Türklüktür. Kıbrıs şandır ve milli davadır."
ifadelerini kullandı.
Zafer Partisi'ne Dikkat Çeken Katılımlar
Basın toplantısında siyasi arenada dikkat çeken yeni katılımlar da açıklandı.
Zafer Partisi saflarına;
Mustafa Ertekin, Prof. Dr. Bengi Başer, Nevzat Yanmaz katıldı.
Özdağ, partinin Atatürk çizgisinde Türk milliyetçiliğini kararlılıkla sürdüreceğini vurguladı.
CHP'deki Yeni Parti Girişimine İlk Değerlendirme
Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Özdağ, CHP'de gündeme gelen yeni parti oluşumuyla ilgili,
"Sayın Özgür Özel'e başarılar diliyorum. Yeni partinin nasıl bir siyasal çizgi izleyeceğini zaman gösterecek."
değerlendirmesinde bulundu.
Gagavuz Ve Kırım Türkleri İçin Takip Mesajı
Özdağ, Gagavuz Türkleri ile Kırım Türklerinin yaşadığı gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirterek, yeni süreçlerde kamuoyunu bilgilendireceklerini açıkladı.
“Türkiye Çaresiz Değil”
Konuşmasının sonunda Türkiye'nin ekonomik ve siyasi sorunlarının çözülebileceğini ifade eden Ümit Özdağ,
hukuk devletinin yeniden tesis edilmesi, üretim ekonomisine dönüş ve liyakat esaslı devlet yönetiminin Türkiye'nin yeniden ayağa kalkmasının temel şartları olduğunu belirtti.
"Türkiye çaresiz değildir. Üreten, planlayan, adil paylaşan ve devlet aklını yeniden inşa eden bir yönetim anlayışıyla Türkiye yeniden ayağa kalkacaktır."
yilmazparlar@yahoo.com
Kitchen in Crisis, Nation Focused on the Economy
Ümit Özdağ: "Turkey's Real Agenda Is Hunger and Poverty, Not Political Distractions"
Zafer Party Chairman Prof. Dr. Ümit Özdağ addressed a "Turkish Nation Press Conference," making strong statements on a wide range of issues, including Turkey's economic crisis, counterterrorism policies, Cyprus, and the NATO Summit.
Özdağ argued that Turkey's true national agenda is the deepening economic crisis, accusing the government of diverting public attention through political debates instead of addressing the daily struggles faced by millions of citizens.
"While Political Debates Dominate the Headlines, There Is a Fire in Every Kitchen"
One of the strongest messages of the press conference focused on the country's worsening economic conditions.
"While some are trying to manipulate the public agenda with debates over trustees, legal disputes and political engineering, there is a real fire burning in the kitchens of Turkish families."
Özdağ stated that five million retirees and eleven million minimum-wage workers are struggling below the poverty line, arguing that recent salary increases have failed to improve citizens' living standards.
"Turkey Is Rich, But the Turkish People Are Poor"
Speaking about the economy, Özdağ emphasized that Turkey possesses significant natural resources and production capacity, yet ordinary citizens continue to become poorer.
"Turkey is not a poor country. The Turkish people are poor because the country's wealth is being exploited by a small privileged group. We will put an end to this."
He outlined the Zafer Party's economic vision, which includes:
A planned economy, Planned industrialization, Planned agricultural development, Re-establishing the State Planning Organization, A productive economy based on fair distribution of national wealth
Turkey's Public Debt Has Quadrupled in 24 Years
Özdağ claimed that Turkey has become trapped in a cycle of debt and high interest rates.
According to the figures he presented:
Public debt has approached 15 trillion Turkish lira.
Turkey's external debt has increased from $133 billion to $518.5 billion.
The country's industrial sector has become increasingly dependent on imports, weakening domestic production.
He argued that the current economic model is no longer sustainable.
"Not the Century of Turkey, but the Collapse of the Middle Class"
Criticizing the government's "Century of Turkey" vision, Özdağ said:
"What they call the 'Century of Turkey' has become a period in which retirees are condemned to poverty, minimum-wage workers receive no meaningful relief, and the middle class is disappearing."
Support for Veterans
Özdağ expressed solidarity with military veterans protesting in Ankara's Güvenpark, arguing that all veterans should be treated equally regardless of rank or the period in which they served.
He also criticized the government, saying:
"Instead of fulfilling the legitimate demands of our veterans, the government is discussing the demands of the PKK terrorist organization."
Strong Criticism of the PKK Process
On counterterrorism policy, Özdağ argued that:
The PKK has not disarmed.The organization continues its activities in different countries.Its members openly declare that they are not remorseful.
He questioned why such statements receive no legal response while others face prosecution.
S-400s and the NATO Summit
Commenting on the Ankara NATO Summit, Özdağ emphasized the importance of protecting Turkey's national sovereignty.
He called for clarification regarding reports suggesting that Turkey's S-400 air defense systems could be transferred to a third country and urged the government to accelerate the development of indigenous missile defense systems.
Warning Over Cyprus
Özdağ also voiced concerns about developments in the Eastern Mediterranean.
He claimed that: The Greek Cypriot Administration is rapidly expanding its military capabilities.
Military facilities have been provided to the United States, France and Israel.
A new UN-backed Cyprus proposal is under discussion.
There are initiatives aimed at removing Turkish troops from the island.
He concluded:
"Cyprus is Turkish homeland. Cyprus represents Turkish identity, national honor and a historic responsibility."
Prominent Political Figures Join the Zafer Party
During the press conference, Özdağ announced that:
Mustafa ErtekinProf. Dr. Bengi Başer, Nevzat Yanmaz
have officially joined the Zafer Party.
He reaffirmed that the party would continue its political struggle based on Atatürk's principles and Turkish nationalism.
Comments on the New Political Movement Within the CHP
Responding to journalists' questions regarding the newly announced political initiative led by Özgür Özel, Özdağ wished the new movement success, adding that its political direction would become clear over time.
Message on the Gagauz and Crimean Turks
Özdağ stated that the Zafer Party is closely monitoring developments affecting both the Gagauz Turks and the Crimean Turks, pledging to keep the Turkish public informed.
"Turkey Is Not Without Hope"
Concluding his speech, Özdağ argued that Turkey can overcome its economic and political challenges through:
Restoring the rule of law,
Rebuilding a productive economy,
Merit-based governance,
Strategic state planning.
He ended with the following message:
"Turkey is not without hope. With a government that produces, plans, governs fairly and rebuilds state institutions, our country can rise again."