#Turkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
#Turkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Eylül 2026 Perşembe

Ümit Özdağ,Türkiye’nin geleceği milli iradeyle belirlenmeli-Yılmaz Parlar

“Türkiye’nin Geleceği Siyaset Mühendisliğiyle Şekillendirilemez”

Özdağ’dan Türkiye Gündemine Sert ve Kapsamlı Mesaj, “Türkiye’nin Geleceği Siyaset Mühendisliğiyle Şekillendirilemez”

Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ, Türk Milleti Basın Toplantısı’nda ekonomi, hukuk, terör süreci, Amedspor tartışmaları, Kıbrıs, Yunanistan-İsrail hattı ve yaklaşan seçimlere ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

Basın toplantısının en geniş bölümlerinden biri ekonomi oldu.

Özdağ’ın basın toplantısının ana mesajı, “Türkiye’nin geleceği milli iradeyle belirlenmeli”

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın Türk Milleti Basın Toplantısı, tek bir gündem başlığının değil, Türkiye'nin güvenlikten ekonomiye, hukuktan dış politikaya kadar karşı karşıya bulunduğunu savunduğu çok katmanlı sorunların ele alındığı kapsamlı bir siyasi değerlendirme niteliği taşıdı.

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, düzenlediği Türk Milleti Basın Toplantısı’nda Türkiye’nin iç ve dış gündemini çok başlıklı bir değerlendirmeyle ele aldı.

Ekonomiden hukuka, terörle mücadeleden siyasetin yeniden şekillendirilmesine, spordan Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki gelişmelere kadar birçok başlıkta iktidara ve muhalefete yönelik eleştiriler yönelten Özdağ, Türkiye’nin geleceğinin siyasi mühendisliklerle belirlenmesine karşı uyarıda bulundu.

Özdağ’ın açıklamalarında dikkat çeken ana eksenlerden biri, Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığı, hukuk devleti ilkesi ve milli irade vurgusu oldu.

“Türkiye’nin geleceği masa başında belirlenemez”

CHP Genel Merkezi’nde il ve belediye başkanlarına yönelik gerçekleştirildiğini belirttiği bir toplantıda Türkiye’nin geleceğine ilişkin “dört partili” bir siyasi yapıdan söz edildiğini öne süren Özdağ, bunun Türkiye açısından ciddi bir siyasi tartışma olduğunu savundu.

Özdağ, söz konusu değerlendirmeleri ABD ve iktidarın tercihleriyle ilişkilendirerek CHP yönetimine yönelik sert eleştirilerde bulundu. Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet ve bağımsızlık anlayışına vurgu yapan Özdağ, Türkiye’nin siyasi geleceğinin dış etkiler veya siyasi hesaplarla şekillendirilmesine karşı çıktı.

Özdağ’dan Muharrem İnce’ye, “Siyasette asıl mesele sorumluluk”

Basın toplantısında Muharrem İnce’nin parti kurma ve siyasette harcanan para üzerinden yaptığı açıklamalara da yanıt veren Özdağ, parti kurmanın ciddi bir siyasi sorumluluk olduğunu belirtti.

Zafer Partisi’nin finansmanına ilişkin olarak ise parti hesaplarının devlet denetimine tabi olduğunu söyleyen Özdağ, partinin çalışmalarının öğrenciler, memurlar ve esnaf dahil farklı kesimlerden gelen bağışlarla sürdürüldüğünü ifade etti.

Hukuk mesajı, “Adalet gücü bağımsız olmayan bir milletin devlet halinde varlığı kabul olunamaz”

Özdağ’ın konuşmasının önemli başlıklarından biri de yargı bağımsızlığı oldu.

Adli yıl açılışında Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez’in Mustafa Kemal Atatürk’ün adalet ve bağımsız yargıya ilişkin sözünü kullanmasına dikkat çeken Özdağ, bu ifadeyi mevcut hukuk düzenine yönelik önemli bir uyarı olarak değerlendirdi.

Özdağ, Türkiye’de hukuk uygulamalarının siyasi kimliklere göre farklılaşmaması gerektiğini savunarak, yargı sisteminin bütün unsurlarının bu konu üzerinde düşünmesi gerektiğini söyledi.

Amedspor tartışması, “Gerilim alanına dönüşmemeli”

Amedspor üzerinden yaşanan tartışmalara da geniş yer veren Özdağ, takımın maçlarının spor müsabakası niteliğinden çıkarak gerilim alanlarına dönüşmesinden duyduğu endişeyi dile getirdi.

Özdağ, Zafer Partisi’nin daha önce yaptığı değerlendirmelerde taraftarların provokasyonlara karşı soğukkanlı davranması gerektiğini savunduğunu hatırlattı.

İstanbul’da bazı futbol taraftar gruplarına yönelik olduğu ileri sürülen güvenlik baskılarını da gündeme getiren Özdağ, spor alanlarının siyasi gerilimlerin çatışma zeminine dönüşmemesi gerektiğini belirtti.

“Kamu kaynakları siyasi saiklerle değil, ekonomik rasyonaliteyle kullanılmalı”

Kamu bankalarının yurt dışından sağlanan kredilerin Diyarbakır’da kullanılacağı yönündeki açıklamalarına da değinen Özdağ, kamu kaynaklarının dağıtımında ekonomik kriterlerin esas alınması gerektiğini söyledi.

“Ekonomik olarak rasyonelse Diyarbakır’daki firmaya verin; değilse ekonomik olarak rasyonel olan bölgeye yönlendirin” görüşünü dile getiren Özdağ, kamu kurumlarının görevinin siyaset yapmak değil, kendilerine emanet edilen kaynakları yasalara uygun ve kamu yararını gözeterek kullanmak olduğunu savundu.

Doğu ve Güneydoğu için dikkat çeken uyarı

Özdağ, konuşmasının bir bölümünde Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde de bulundu.

Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve eski emniyet müdürü Mahmut Karaaslan’ın bölgedeki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerini aktaran Özdağ, devletin yanında olduğunu düşündüğü vatandaşların kendilerini baskı altında veya yalnız bırakılmış hissetmesinin ciddi bir güvenlik ve toplumsal bütünlük sorunu oluşturabileceğini ileri sürdü.

Özdağ, geçmişte yaşanan hendek sürecini hatırlatarak benzer bir tablonun ortaya çıkmaması gerektiğini savundu.

Ekonomide “yüzde 2,3” vurgusu, “Büyüme yeterli değil”

Basın toplantısının en geniş bölümlerinden biri ekonomi oldu.

2026 yılının ikinci çeyreğine ilişkin büyüme oranının yüzde 2,3 olarak açıklanmasını değerlendiren Özdağ, bu oranın Türkiye ekonomisinin yeterince güçlü büyümediğini gösterdiğini savundu.

Tüketim ve yatırımın yavaşladığını, sanayinin zayıfladığını ve ihracatta gerilemenin sürdüğünü öne süren Özdağ; enflasyon, işsizlik ve atıl iş gücü üzerinden hükümetin ekonomi politikalarını eleştirdi.

Vergiler üzerinden iktidara eleştiri

Özdağ ayrıca yüksek vergiler ve vatandaşın satın alma gücü üzerinden hükümete yönelik eleştirilerini sürdürdü.

Telefon ve otomobil alımında ürün bedeline yaklaşan veya onu aşan vergi yükleri bulunduğunu savunan Özdağ, yüksek vergilerin ekonomik büyümeye yeterince dönüşmediğini ileri sürdü.

Türkiye'nin üretim, sanayi ve tarımdan uzaklaştırıldığını savunan Özdağ, devletin borçlanma yoluyla mevcut ekonomik yapıyı sürdürmeye çalıştığını iddia etti.

“Merkez Bankası ile Hazine rakamları arasında dikkat çekici fark var”

Özdağ, enflasyon hedefleri ile Hazine'nin borçlanma maliyetleri arasında bulunduğunu söylediği farka da dikkat çekti.

Merkez Bankası'nın gelecek yıllara ilişkin enflasyon hedeflerini hatırlatan Özdağ, Hazine'nin iç borçlanma ihalelerindeki yüksek faiz oranlarını bu hedeflerle karşılaştırarak ekonomi yönetiminin kendi içinde çelişen göstergeler ortaya koyduğunu savundu.

Seçim mesajı: “Seçimlerden sonra bunlar bizim derdimiz olacak”

Yaklaşan seçimlere ilişkin de mesaj veren Özdağ, iktidarın seçim döneminde yeni ekonomik vaatlerde bulunacağını ancak bu vaatlerin finansmanının yeni borçlanma ve kamu varlıklarının kullanılması yoluyla sağlanabileceğini ileri sürdü.

Türkiye'de siyasi dengelerin değişeceğini savunan Özdağ, Zafer Partisi'nin seçim sonrasında ülke yönetiminde sorumluluk üstlenmeye hazırlandığını ifade etti.

Terör süreci konusunda “Cumhuriyet’in geleceği” uyarısı

Özdağ’ın açıklamalarında en sert başlıklardan biri de PKK ile yürütüldüğünü söylediği yeni süreç oldu.

Sürecin başlangıcındaki hedeflerle bugün gelinen noktanın birbirinden farklı olduğunu savunan Özdağ, PKK'nın kendisini feshetmesi yerine Cumhuriyet'in temel yapısının tartışmaya açıldığı yönündeki değerlendirmesini dile getirdi.

Özdağ ayrıca Abdullah Öcalan'a yönelik olduğu iddia edilen yeni düzenlemeler ve anayasa değişikliği tartışmaları üzerinden hükümete yönelik ağır eleştiriler yöneltti. Ancak bu bölümde dile getirilen çeşitli senaryolar ve iddialar, Özdağ’ın kendi siyasi değerlendirmeleri olarak kamuoyuna yansıdı.

İran, Suriye ve PJAK üzerinden bölgesel güvenlik senaryosu

Özdağ, PKK'nın silah bırakacağı yönündeki beklentilere de şüpheyle yaklaştığını belirterek örgütün silahlarını Suriye ve İran'daki yapılanmalara kaydırabileceğini öne sürdü.

İran'da yaşanabilecek olası gelişmelerin Türkiye'nin güvenliğini doğrudan etkileyebileceğini savunan Özdağ, Ankara'nın bölgesel gelişmeler karşısında nasıl bir politika izleyeceğinin kritik önem taşıdığını söyledi.

Atina ve Tel Aviv'e mesaj, “Türkiye'nin güvenliği göz ardı edilmemeli”

Konuşmasının dış politika bölümünde Yunanistan ile İsrail arasındaki savunma iş birliğine de değinen Özdağ, Yunanistan'ın Türkiye ile olası bir askeri çatışmaya yönelik politikalar izlememesi gerektiğini savundu.

Türkiye ile Yunanistan halkları arasında düşmanlık bulunmadığını belirten Özdağ, Atina yönetimine gerilimden uzak durma çağrısında bulundu.

İsrail'in bölgesel politikalarını da eleştiren Özdağ, Tel Aviv yönetimine Türkiye ile doğrudan karşı karşıya gelmenin ciddi sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu. Türkiye'nin bölgesel ağırlığına vurgu yapan Özdağ, İsrail'in bölge ülkeleriyle ilişkilerinde çatışma yerine barışçı politikaları tercih etmesi gerektiğini ifade etti.

Gökçek ve Davutoğlu soruşturmaları için “Hukuk herkese eşit uygulanmalı” mesajı

Basın toplantısının soru-cevap bölümünde ise eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek hakkında başlatıldığı belirtilen soruşturma ve eski Başbakan Ahmet Davutoğlu hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatıldığı belirtilen soruşturma gündeme geldi.

Gökçek hakkında yürütülen soruşturmanın sonucunun görülmesi gerektiğini söyleyen Özdağ, soruşturma süreçlerinde iktidar ve muhalefet mensuplarına farklı hukuk uygulanıp uygulanmadığının önemli olduğunu belirtti.

Davutoğlu hakkında başlatıldığı belirtilen soruşturmaya ilişkin de benzer bir karşılaştırma yapan Özdağ, kendisinin geçmişte gözaltına alınma biçimiyle başka siyasetçilere yönelik uygulamalar arasında fark olup olmayacağının takip edilmesi gerektiğini söyledi.

Özdağ’ın konuşmasının merkezinde

Hukuk devleti, ekonomik bağımsızlık, milli güvenlik, terörle mücadele ve Türkiye’nin siyasi geleceğinin milli irade temelinde şekillenmesi mesajı yer aldı.

Zafer Partisi lideri, açıklamaları boyunca iktidara olduğu kadar muhalefete de eleştiriler yönelterek, Türkiye'nin önündeki dönemin yalnızca bir iktidar değişikliği değil, ülkenin devlet yapısı, ekonomik bağımsızlığı ve milli güvenlik anlayışı açısından kritik bir eşik olduğunu savundu.

Değerlendirme

Muharrem İnce’nin polemik içeren sözleri karşısında, olgun bir siyaset lideri olan Ümit Özdağ’ın ortaya koyduğu yaklaşımın bizlere verdiği mesajdan şu sonucu çıkardık:

Elbette parti kurmak turşu kurmaya benzemez.

Parti kurmak; bir ülkenin geleceğine ilişkin fikir, program ve kadro ortaya koymak, milletin karşısına çıkıp “Ben bu ülkeyi şu anlayışla yönetmeye talibim” diyebilmektir.

Türkiye’nin bugün ihtiyacı olan şey, siyaseti küçümseyen benzetmeler değil; Türkiye’nin sorunlarına çözüm üreten, bedel ödemekten ve sorumluluk almaktan çekinmeyen siyasi kadrolardır.

Siyaset yapmak herkesin demokratik hakkıdır. Millet kararını sandıkta verir.

Zafer Partisi’nin ölçüsü bellidir, Türkiye’nin birliği, güvenliği, ekonomik bağımsızlığı ve Türk milletinin geleceği.

Gerisi polemiktir.

yilmazparlar@yahoo.com

Ümit Özdağ, “Türkiye’s Future Cannot Be Shaped by Political Engineering”

“Türkiye’s Future Must Be Determined by the National Will”

Özdağ Delivers a Strong and Comprehensive Message on Türkiye’s Agenda: “Türkiye’s Future Cannot Be Shaped by Political Engineering”

Zafer Party leader Ümit Özdağ addressed Türkiye’s economy, rule of law, the terrorism process, the Amedspor controversy, Cyprus, the Greece-Israel axis and the upcoming elections during the Turkish Nation Press Conference.

The economy was one of the most extensively discussed issues at the press conference.

The Main Message of Özdağ’s Press Conference: “Türkiye’s Future Must Be Determined by the National Will”

Zafer Party Chairman Prof. Dr. Ümit Özdağ addressed Türkiye’s domestic and foreign agenda at the “Turkish Nation Press Conference”, delivering a comprehensive assessment of developments ranging from the economy and rule of law to terrorism, political restructuring, football-related tensions, Cyprus and the Türkiye-Greece-Israel regional equation.

The central message of Özdağ’s address was that Türkiye’s future should be determined by the national will, rather than political engineering or calculations.

Özdağ argued that Türkiye is facing a critical period involving intertwined challenges in national security, the economy, the judiciary and foreign policy. He emphasized the principles of national sovereignty, the rule of law, economic independence and national security.

“Türkiye’s future cannot be decided behind closed doors”

Özdağ criticized what he described as discussions concerning the possibility of a four-party political structure in Türkiye. Referring to a meeting he said was held at the Republican People’s Party (CHP) headquarters, he argued that Türkiye’s political future should not be shaped by external influence or political calculations.

He also emphasized the founding principles of the Republic of Türkiye and Mustafa Kemal Atatürk’s understanding of independence.

Response to Muharrem İnce: “Politics is also a matter of responsibility”

Özdağ also responded to comments by Muharrem İnce concerning political party formation and campaign spending.

While stressing that establishing a political party is a serious responsibility, Özdağ said Zafer Party’s finances are subject to state oversight. He stated that the party has continued its political activities with donations from various segments of society, including students, civil servants and tradespeople.

Judicial independence at the center of Özdağ’s criticism

Another major issue raised by Özdağ was the independence of the judiciary.

Referring to remarks by Chief Justice Ömer Kerkez at the opening of the judicial year, Özdağ highlighted Atatürk’s emphasis on judicial independence and argued that the statement should be regarded as an important warning concerning the current understanding of law.

He maintained that the application of justice should not differ according to political identity and called on all elements of the judiciary to consider the issue.

Amedspor debate: “Sports must not become an arena of political tension”

Özdağ devoted considerable attention to the controversy surrounding Amedspor, expressing concern that football matches could turn into areas of political and social tension.

He recalled Zafer Party’s previous call for supporters to remain calm and avoid provocations. Özdağ also raised allegations of pressure on football fan groups in Istanbul, arguing that sporting events should not become grounds for political confrontation.

Call for rational use of public resources

Özdağ also addressed statements concerning the use of foreign-sourced loans in Diyarbakır.

He argued that public resources should be allocated according to economic rationality rather than political considerations, stressing that public institutions have a responsibility to use entrusted funds lawfully and in the public interest.

Warning over developments in eastern and southeastern Türkiye

The Zafer Party leader also discussed developments in eastern and southeastern Türkiye.

Citing assessments by Zafer Party Deputy Chairman and former police chief Mahmut Karaaslan, Özdağ argued that citizens who have historically identified themselves with the state and national institutions should not be left feeling abandoned or under pressure.

He referred to the violence of the past “trench” period and warned against the emergence of a similar environment.

Economy: Özdağ highlights 2.3% growth

Economic conditions constituted one of the most extensive sections of the press conference.

Referring to the 2.3% growth rate announced for the second quarter of 2026, Özdağ argued that the figure indicated insufficient economic growth.

He criticized what he described as slowing consumption and investment, weakening industrial activity and continuing pressure on exports, while also raising concerns over inflation, unemployment and underutilized labor.

Taxes and purchasing power

Özdağ continued his criticism of the government by focusing on high taxation and declining purchasing power.

He argued that the tax burden on products such as mobile phones and automobiles can approach or exceed the price of the products themselves, and maintained that high taxation has not translated sufficiently into economic growth.

He further argued that Türkiye has moved away from production, industry and agriculture and that the government is relying increasingly on borrowing to sustain the existing economic structure.

Inflation targets and borrowing costs

Özdağ also drew attention to what he described as a significant gap between inflation targets and government borrowing costs.

Comparing the Central Bank’s projected inflation figures with interest rates in Treasury domestic borrowing auctions, he argued that the figures point to conflicting signals within Türkiye’s economic management.

Election message: “After the elections, these will become our responsibility”

Looking ahead to the next elections, Özdağ argued that new economic promises would increasingly emerge but questioned how such promises would be financed.

He suggested that additional borrowing and the use of remaining public assets could become the means of financing election-period promises.

Özdağ stated that political balances in Türkiye would change and said Zafer Party was preparing to assume responsibility for governing the country after the elections.

Warning over the terrorism process and the future of the Republic

One of the strongest sections of Özdağ’s speech concerned what he described as a new process involving the PKK.

He argued that the objectives stated at the beginning of the process differed significantly from the current situation and claimed that, rather than the PKK dissolving itself, the fundamental structure of the Republic was now being placed under discussion.

Özdağ also criticized what he described as alleged arrangements concerning Abdullah Öcalan and constitutional change. These scenarios and claims were presented by Özdağ as his own political assessments.

Iran, Syria and PJAK: a regional security warning

Özdağ expressed skepticism about expectations that the PKK would fully disarm, arguing that the organization could potentially relocate weapons and capabilities to structures in Syria and Iran.

He warned that developments in Iran could directly affect Türkiye’s national security and stressed the importance of Ankara’s response to possible regional developments.

Message to Athens and Tel Aviv

Addressing foreign policy, Özdağ criticized defense cooperation between Greece and Israel and argued that Greece should avoid policies that could lead to military confrontation with Türkiye.

He stressed that there was no inherent hostility between the Turkish and Greek peoples and called on Athens to avoid escalating tensions.

Özdağ also criticized Israel’s regional policies, warning that a direct confrontation with Türkiye could have serious consequences. He called for regional policies based on peace rather than confrontation.

Gökçek and Davutoğlu investigations: “The law must be applied equally”

During the question-and-answer session, Özdağ was also asked about investigations reportedly launched against former Ankara Metropolitan Mayor Melih Gökçek and former Prime Minister Ahmet Davutoğlu.

Regarding Gökçek, Özdağ said the outcome of the investigation should first be seen, while questioning whether the legal process applied equally to government and opposition figures.

On the investigation reportedly launched against Davutoğlu, Özdağ similarly questioned whether the former prime minister would be treated differently from opposition figures during the judicial process.

The central message

At the heart of Prof. Dr. Ümit Özdağ’s address were the rule of law, economic independence, national security, the fight against terrorism and the principle that Türkiye’s political future must be shaped by the national will.

Throughout the press conference, the Zafer Party leader directed criticism not only at the government but also at the opposition, arguing that Türkiye is approaching a critical threshold concerning the structure of the state, economic independence and national security.

Assessment

Against Muharrem İnce’s polemical remarks, we draw the following conclusion from the approach demonstrated by Ümit Özdağ as a mature political leader:

Of course, founding a political party is not like making pickles.

Founding a political party means presenting ideas, a program and a team for the future of a country, and having the courage to stand before the people and say, “I am prepared to take responsibility for governing this country according to this vision.”

What Türkiye needs today is not political rhetoric that trivializes politics, but political cadres capable of producing solutions to Türkiye’s problems and willing to take responsibility and pay the price when necessary.

Engaging in politics is everyone’s democratic right. The people make the final decision at the ballot box.

The Zafer Party’s measure is clear: Türkiye’s unity, security, economic independence and the future of the Turkish nation.

Everything else is polemics.

yilmazparlar@yahoo.com