ekonomi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ekonomi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Aralık 2021 Perşembe

Türkiye’nin yeni üretim ve ihracat üssü olacak-Yılmaz Parlar


Türkiye’nin yeni üretim ve ihracat üssü olacak

Lojistik konumu ve çevreci tasarımı ile Marmara Yüksek Teknoloji Organize Sanayi Bölgesi’nde altyapı çalışmaları sona yaklaştı. 2023 yılında üretime başlayacak tesislerde ülkenin gelecek vizyonuna değer katacak ölçekte üretim ve ihracat yapılacağı belirtildi.

Marmara Organize Sanayi Bölgesi tarafından düzenlenen Yeni Dünya’da Jeolojistik programında bölgenin katılımcı firmaları bir araya geldi. Toplantının açılışında konuşan Marmara Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Saadettin Çay, 2023’de üretime geçileceğinin müjdesini verdi.

Bölgenin lojistik konumunun avantajlarına değinen Çay, ‘Covit 19 Pandemisi ile şekillenen yeni dünyada ticaret yolları ve yeni ticaret alışkanlıkları kazanmamız gerekiyor. Sanal ticaretten fiziki ticarete bir köprü kurulması ve bunun da jeolojistik olarak ikame edilmesi gerekmekte. Bugün dünyadaki her insan bir diğerinin ürettiği ile yaşamaktadır. Üretmek, yeni teknolojiler geliştirmek ve rakiplerinden daha hızlı mal ve hizmetlerini diğer insanlara sunmak bir zorunluluk haline gelmiştir. Farklı ve ulaşılabilir olmayan sürdürülebilirde olamaz. Yolların ve kaynakların birleştiği Bandırma’da bugün canlı yaşamına duyarlı, Türkiye’nin Jeolojistik üretim üssü Marmara Yüksek Teknoloji ve Makine İhtisas OSB’si yükseliyor.  Bugün önemli firmaların yerini aldığı OSB’mizde 2022- 2023 yıllarında altyapısı tamamlanan sanayi parsellerinin sahiplerine teslimi gerçekleştirilecektir.2023 yılı itibari ile üretime başlayan tesislerimizle ülkemizin istihdam ve ihracatına en üst seviyede hizmet vermeye başlayacağız” diye konuştu.

Türkiye’nin İstihdam ve İhracat Üssü

Yıllık 2 milyar dolardan fazla ihracat katkısı



Yaklaşık 2 milyon 500 bin metrekare birinci etap organize sanayi bölgesinde yaşayan ve yaşanabilir sanayi bölgesini hayata geçirdiklerini söyleyen Saadettin Çay şöyle devam etti “1 milyon 350 bin m2 net sanayi alanı, 125 bin m2 hizmet ve destek alanı, 30 bin m2 idare ve sosyal tesis alanı, 20 bin m2 OSB eğitim tesisleri alanı, 5 bin m2 akaryakıt istasyonunun yanı sıra ticaret, otel, cami, sağlık tesisi, arıtma tesisi, teknik altyapı, park alanlarından oluşacaktır.  Organize Sanayi Bölgemizde 5000 ve 100.000 metrekare arasında 200’den fazla sanayi parseli planlanmış olup, Bandırma 17 Eylül Üniversite ile birlikte kurmakta olduğumuz B17Tk Teknokent içinde, eğitim tesisleri, inovasyon,  ArGe  ve kuluçka merkezleri ile sanayicilerimizin ihtiyacı olan yetişmiş eleman açığının yanı sıra, yeni üretim teknolojileri geliştirilecektir.

İhracatçılarımızın dünyayla entegrasyonunu sağlamak için bölgemiz içinde yer alan gümrük birimiyle lojistik destek alanları, depo ve antrepo alanları bulunmaktadır. Tamamlandığında, yıllık 2 milyar dolardan fazla ihracat katkısı ve 30.000 istihdam olanağı ile Türkiye’nin parlayan yıldızı olarak yüksek katma değerli üretim olanağı sağlanacak ve bölgemizde yapılacak çevre denetimi, ölçüm, filtrasyon ve arıtma yatırımlarıyla çevreye ve insan hayatına duyarlı temiz ve sürdürülebilir yüksek teknoloji üretim modeli gerçekleştirilecektir. 

Planlanan Ankara- Çanakkale hızlı ray hattı üzerinde olması, Türkiye’nin 4. Büyük limanı ile dünyaya açılabilme imkanının yanında jeolojik olarak düşük riskli ve yeşil OSB yaklaşımı ön planda tutulan OSB’mizin ülkemizin gelecek vizyonuna değer katacak üretim, istihdam, inovasyon ve ihracatın lokomotifi olması planlanmaktadır. Türkiye’nin gelecek hedefleri doğrultusunda 2023 ekonomimize güçlü bir soluk getirecek olan üretim ve sanayi üssü Marmara OSB olacaktır.”

Değişen dünyayı değiştirecek hayallerimiz var

Büyüyen ve gelişen Türkiye’nin 2023 hedefleri doğrultusunda çağın gerektirdiği inovatif yöntemlerle üretimin gerçekleştirileceğinin altını çizen Çay “Bunu yaparken istihdamı arttıran ve çevreci kimliği ile tüm canlı hayatına saygılı, yüksek teknoloji ve kalite odaklı üretim vizyonuyla ülkemizin kalkınmasına katkıda bulunmak için alın terimiz ve emeğimizle değişen dünyada dünyayı değiştirecek hayalimiz Marmara Yüksek Teknoloji ve Makine İhtisas OSB olacaktır” dedi.

Türkiye’nin istihdam ve ihracatının önemli bir bölümünü OSB bünyesindeki köklü sanayi kuruluşlarının gerçekleştirdiğine dikkat çeken Başkan Saadettin Çay “MARMARA OSB, Bursa, İstanbul, Kocaeli, İzmir ve Çanakkale gibi önemli sanayi ve ticaret şehirlerine yakın Balıkesir ili, Bandırma İlçesi, Bursa, Çanakkale otoyolu üzerinde yer almaktadır. Marmara OSB limanlara ve havaalanlarına yakınlığı ile ülkemizin şah damarı özelliği taşıyan otoyol, çevre yolları ve enerji hatlarının kesişme noktası durumunda ve coğrafi konumuyla jeolojistik bir bölgedir” bilgisini verdi. 

Programa Türkiye’nin farklı illerinde üretim ve sanayi tesisleri bulunan ve Marmara OSB de katılımcı olan 150 den fazla sanayici katılırken, Marmara OSB’nin ilk fikir babası İstanbul Sanayi Odası Yönetim Kurulu Üyesi ve İmes Sanayi Sitesi Başkanı Kemal Akar, Çolakoğlu Holding ve Teb Holding Yönetim kurulu Üyesi Haydar Çolakoğlu, Gönen Ticaret Odası Başkanı Ahmet Selvi ve Sanayi Bakan Danışmanı Yılmaz Şahin de katıldı. 

yilmazparlar@yahooo.com

13 Aralık 2021 Pazartesi

Spektr Hotel Bilinmeyen Kimliği-Yılmaz Parlar

 


SPEKTR HOTEL BİLİNMEYEN KİMLİĞİ


Başarılı Hoteller rotamızdaki bu seferki durağımız Bodrum Yalıkavak da bulunan Spektr Butik hoteldi. Yüksek standartlarda üstün kaliteli hizmet sunan lüks hotel Spektr Butik Hotel çok tercih edilen butik hoteller arasında. Hotel sahiplerinden Julia Klyueva ile söyleşi gerçekleştirdik.



Julia Hanım, Hotel ismi SPEKTR kelimesi ne anlama geliyor?

SPEKTR adı, Rusya ve Türkiye'deki işletmelerin yönetici şirketi olan Moskova merkezli Spektr Group şirket adından gelmektedir. Şirket 1964 yılında kuruldu ve başlangıçta İntroskopi ve Tahribatsız Muayene alanına odaklandı. Şirketin bilim odaklı faaliyetleri nedeniyle, "Spektrum" kelimesinden türetilen Spektr adını aldı. Birkaç on yıl içinde şirket farklı iş alanlarına doğru genişledi. Bugün grubun faaliyetleri dört bölüm altında yapılandırılmıştır: Tahribatsız Muayene, Gayrimenkul Yönetimi ve İnşaat, Üretim ve Türkiye Bölümü (HORECA, Turizm). Grubun iş portföyünü çeşitlendirmek amacıyla, Türkiye Bölümünün ana odak noktası, aslen Bodrum'da bulunan projelerle HORECA ve Turizm sektörüdür. Bugün bölümün ana markaları Spektr Boutique Hotel Spa (Bodrum), Mynos Restaurant (Bodrum) ve La Lara by Kozhokaru (Bodrum).



Bodrum’da-Yalıkavak’ta hotel açmak fikri kime aittir?

2011 yılında Spektr Group'un şirket müdürü olan babam, annemle birlikte deniz kenarında bir ev satın almak istiyordu. Tesadüfen Türkiye'de daha önce adını hiç duymadığı ve ziyaret etmediği Bodrum'u görmesi önerildi. Ailem Bodrum'da gayrimenkul görmeye geldiklerinde bölgeye, güzel doğasına ve iklimine hemen aşık oldular. Ve kısa süre sonra Yalıkavak'ta ev alma kararı alındı. O zamanlar babam Türkiye'de iş kurmayı hiç düşünmemişti. Ancak gerçek bir iş adamı olarak, Yalıkavak Marina projesinin planlandığını ve Bodrum'un eşsiz potansiyelini bir destinasyon ve gelişen bölge olarak anladığını anladığında her şey değişti. Şirketin gayrimenkul yönetimi ve inşaat alanındaki tecrübesi nedeniyle babam Bodrum'da bir şeyler inşa etmekle ilgilendi. Şu anda otelin bulunduğu ve ailemizin sahibi olduğu Yalıkavak'ta 4 villa ve apartmandan oluşan bir site inşa etmek için bir mülk satın aldı. Ancak, oteller kış mevsiminde kapandığından veya soğuk mevsimde misafirleri ağırlamak için inşa edilmediğinden, babam Bodrum otel pazarında bariz bir boşluk görebiliyordu. Bu nedenle proje, yaz kış işletmeye ve misafir ağırlamaya imkan verecek üst düzey altyapı ve olanaklara sahip bir butik otel yapılması hedefiyle otel projesine dönüştürüldü.

Hakkınızda biraz bilgi verir misiniz, Yulia Klyueva kimdir?

Ben 29 yaşındayım. Moskova, Rusya'da doğdum, ancak 1-7 yaşları arasında Almanya'da büyüdüm. 2010 yılında mezun olduğum Moskova Alman Okulu'na gitmemin ve Almanca'yı ikinci ana dilim olarak görmemin nedeni de bu. Liseden sonra Münih'te Turizm ve Etkinlik Yönetimi okudum ve daha sonra Imperial College London'da Stratejik Pazarlama alanında yüksek lisansımı başarıyla tamamladım. Üniversiteden yeni mezun olduktan sonra kariyerime Moskova'da Nestle Rusya'da Purina PetCare iş biriminin Pazarlama departmanında başladım ve genel olarak 3 yıl çalıştım. 2020'de Covid-19 pandemisi benim için kişisel ve profesyonel olarak oyunun kurallarını tamamen değiştirdi. Aile işine girmeye ve artık kalıcı olarak yaşadığım ve çalıştığım Bodrum'da turizm projelerimizi yöneten şirketimizin Türkiye bölümünü devralmaya karar verdim. Bugün, Türkiye'deki işlerimizi birlikte kurarken ve büyütürken, ablam ve kayınbiraderim ve güçlü ve motive yönetim ekibiyle birlikte çalışmaktan gurur ve mutluluk duyuyorum.




Bodrum’daki projeleriniz hakkında ne düşünüyorsunuz ve bu projelerin geleceğini nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Bodrum'daki projelerimizle güçlü ve rekabetçi konseptler yarattığımıza %100 eminim ve stratejilerimizi optimize etmek ve kendimizi geliştirmek için sürekli çalışıyoruz. Şu anki ana hedef, Bodrum'un konaklama ve gastronomi pazarında daha güçlü bir farkındalık ve akılda kalıcı, farklı markalar oluşturmak. Bodrum'un büyük bir değişimden geçtiğini, uluslararası tanınırlığını giderek artırdığını görüyoruz. Yalıkavak'ın Bodrum'daki popülaritesinin ve prestijinin artmasında önemli bir etken olan Yalıkavak Marina'ya yakın olduğumuz için kendimizi şanslı buluyoruz. Ünlü ve aynı zamanda yeni uluslararası restoran markalarının varlığı ve yeni görünümü ile Yalıkavak'ın turistik ve gastronomik bir hotspot haline gelmesi için büyük bir avantaj ve fırsat görüyoruz. Elbette her zaman nasıl büyüyüp işlerimizi büyüteceğimizi düşünüyoruz. Kesinlikle başka bir popüler turistik bölgede, hatta İstanbul'da başka bir butik otel açma potansiyeli görüyorum. Restoranlarımızda da öyle. Türkiye'deki mevcut ekonomik durum ve Covid-19 pandemisinin yol açtığı gerileme nedeniyle, muhtemelen önümüzdeki yıl değil, 2-3 yıl içinde.



Diğer şehirlerde ve ülkelerde SPEKTR Otelleri var mı? SPEKTR otellerin zinciri misiniz yoksa Bodrum’da tek bir hoteliniz mi var?

Spektr Group'un Moskova'da iki şehir iş oteli var. Ancak, adındaki “Spektr” kısmına rağmen otellerin konseptleri tamamen farklı olup, Bodrum'daki Spektr Boutique Hotel & Spa ile hiçbir şekilde marka, işletme veya işletme ile ilgili değildir. Ayrıca Spektr şirket olarak otellerin yönetiminden sorumlu değildir. Bu nedenle benim için Bodrum'daki otelimiz kendi konsepti, markası ve konumu ile ayrıcalıklı bir projedir.

Otelin yanı sıra, Türkiye'de Spektr Group çatısı altında birleşen HORECA iş bölümümüzün bir parçası olan iki restoran projemiz ve markamız var. Bir yanda 2015 yılında hizmet vermeye başladığımız, denizin hemen kıyısında, otele araçla sadece 5 dakika uzaklıkta bulunan Mynos balık restoranımız. restoran tasarımında olduğu kadar menümüzde de çağdaş ve yaratıcı bir dokunuş. Öte yandan, La Lara adını verdiğimiz otel tesisinin tam kalbinde en yeni projemiz ve yeni restoran markamız var. Restoran ile yaratıcı ve çağdaş bir rahat kaliteli yemek konsepti ve yaratıcı tarifler ve sanatsal kaplama ile şaşırtıcı bir gastronomik ve görsel deneyim sunmak istiyoruz. Şu anda Bodrum'da pek bulamayacağınız bir şey, özellikle uygun fiyata.



Hotelinizdeki Restaurantın isminde kullanılan LA LARA ne anlama gelir? 

"La Lara" adı, Rusça "Larisa" adından türemiştir. Lara, bu ismin kısa bir versiyonudur. İsim, şirketin mevcut direktörünün annesi ve aile şirketinin en genç neslinin büyükannesi olan Spektr şirketinin kurucusunun karısı olan büyükannemin onuruna seçildi. Bunun da ötesinde, karakteri restoranın konseptiyle mükemmel bir şekilde eşleşiyor. Neşeli, canlı, zeki ve sofistike bir karakterdir. En büyük tutkularından biri, özellikle ailesi için yemek yapmaktı. Bu sıcaklığı ve karakteri konuklarımıza da aktarmak, birinci sınıf bir yemek deneyimi ile davetkar ve kapsayıcı bir atmosfer yaratmak istiyoruz. İsme daha fazla özgünlük katmak için “La” yazısı “La Lara”yı oluşturacak şekilde eklendi. İsim tüm dillerde (İngilizce, Türkçe, Rusça) kolayca telaffuz edilir ve dile özgü özel harfler içermez. Kısa, belirgin ve kulağa hafif, gündelik, hatta biraz sıra dışı geliyor.

Mukemmel bir söyleşi oldu. Başarılarınızın devamını diliyorum. Yolunuz açık olsun. 

Teşekkür ederim.

yilmazparlar@yahoo.com

11 Aralık 2021 Cumartesi

12. Boğaziçi zirvesinde Göze Çarpan Standlar

 


 12. Boğaziçi zirvesinde Göze Çarpan Standlar


Sevda Aydın Vakfı

Sevda Aydın Vakfı, Gözler ve Eller! Standında  Nevin BerberoğLu Şen ve Halil Agah,Sevda Aydın Vakfı, hakkında verdikleri bigilere göre; Vakıf, Doğu Anadolu Bölgesi’nde kırsal kalkınma, eğitim, sağlık ve kültür konularında kalkınma çabalarına ışık tutmayı hedeflemektedir. 



SAV faaliyetlerinde, sürdürülebilir kalkınma hedefleri, COP26 ve Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamında belirlenmiş olan öncelikleri dikkate alarak, 2030 ve 2050 yıllarına ilişkin ortaya konulmuş hedefleri kalkınma çabalarında öncelik olarak benimsemiştir. Bu kapsamda; yerel ürünlerin korunarak geliştirilmesi, çalışmalarda kadın ve dezavantajlı grupların gözetilmesi temel öncelikleri arasındadır. Ürünlerin uluslararası standartlara uygun üretiminin sağlanması, markalaşma, değer zincirinin ve pazar kanallarının geliştirilmesi gibi çabaların yanı sıra bölgenin kültürel değerlerini ve insan kaynaklarıyla doğal kaynaklarını ön plana çıkaracak çalışmalara odaklanılmıştır. 

Vakıf öncelikli hedeflerini; “Genç kızlarımızın ve kadınlarımızın eğitim, sağlık, kültür-sanat ve üretimdeki’ payının eşitlenmesine yönelik toplumsal bilincin oluşması, güçlenmesi ve yaygınlaşmasına yönelik çalışmalara önderlik etmek olarak belirlemiştir.


Sherpa Secrest

Dünyaca ünlü Mallorca (Mayorka) incileri, doğal taş ve özel takılarının yer aldığı İspanya markası Sherpa, Secrest Of Mallorca olarak Boğaziçi zirvesinde standlarında bir kısım tasarılarını sergilediler



Türk İş kadını ve  Sherpa Secrets Of Mallorca Yönetim Kurulu Başkanı Gamze Karslıgil, incileri ve değerli taşları hakkında bilgiler paylaştı. 

Değerli taşların pozitif güç verdiğini, ülke kültürüne göre takılar yaparak Mayorka sınırları boyutlarını aştığını Dünya ya açıldığını 

öğreniyoruz. Başarılı iş kadını Gamze Karslıgil; Sherpa markasıyla çok sayıda kişilere hem meslek hem de iş imkanı sağladığını dahada sayıyı artırmak arzusunda olduğunu ilave ediyor.


MAYA Fikir Kulübü

Başkan Tarık Arık, Genel Direktör Nihal Öztürk, Genel Koordinatör Caner Kotil’den gençlere eğitim, kariyer ve girişimcilik alanında mentörlük destekleri sunan MAYA Fikir Kulübünden aldığımız bilgilere göre kurumun genel yapısı;



Boğaziçi zirvesinin gençlik kısmını organize eden Maya Fikir Kulübü, Türkiye’de yaşayan 18-35 yaş arasındaki gençlerin kendi yaşamak istedikleri geleceği, 

tarafsız, bağımsız ve ön yargısız olarak bir araya gelerek kurguladıkları bir sivil toplum kuruluşudur.



Amaçları, Önümüzdeki 5 yıl içerisinde 2 milyon gencimizi Türkiye’nin geleceğini düşünmek ve kurgulamak konusunda organize etmektir. 

Gençler, nasıl bir gelecekte yaşamak istiyorlarsa, onu bugünden kendi elleriyle kurmaya çalışıyorlar.


Kurum yöneticileri; 7’den 70’e tüm gençler, hak ettiğimiz geleceği hep birlikte, klasik siyasetten uzak, tarafsız ve önyargısız olarak oluşturacağız. 

Nasıl bir gelecekte yaşamak istiyorsak onu bugünden kendi ellerimizle kuracağız. Çok iyi biliyoruz ki dünyanın önde gelen ülkeleri gibi biz de hayalimizdeki geleceği inşa edebiliriz.

Bugünü değil, ötesini düşünüyoruz dediler.


Gönüllülerine Sundukları Destekler;


Kariyerlerini oluşturma yolunda ücretsiz Mentör desteği

Hedeflerine ulaşmalarına yardımcı olacak ücretsiz Eğitim ve Burs desteği

 Anlaşmalı oldukları kurum ve firmalarda Mesleki Gözlem Desteği

Kurum/firmalarda alan ve meslekleri ile ilgili Staj desteği

Fikirlerini paylaşıp, yardımlaşabilecekleri Çalışma Grupları

Fikirlerini hayata geçirmelerine yardımcı olacak Network desteği


UAVERA

UAVERA Kurumsal Danışman Dursun Özkara  çok detaylı üretimleri hakkında bigiler verdi özetle;

UAVERA ile insansız hava araçları sektörüne giriş yapan 2021 yılı başında Ankara merkezli İVME isimli firmayı satın alarak bünyesine katan Coşkunöz Holding, 15 milyon TL yatırım ile üretim ve tesis alt yapısını yenileyerek UAVERA ismiyle İHA Üretimine başladı.



UAVERA milli ve yerli üretim sloganıyla yola çıkarak Türkiye’nin savunma ve havacılıkta dışa bağımlılığını azaltmak, sektöre ve ülke ekonomisine katkı sağlamak için kendi projelerini birer birer hayata geçirmektedir. UAVERA‘nın ürettiği ürünlerin en belirgin özelliği teknolojisi. Sabit kanat olmasına rağmen piste ihtiyaç duymadan iniş kalkış yapabilen ve uydu kontrolü sayesinde mesafe gözetmeksizin kullanılabilen Çağatay İHA güncellenmiş haliyle birçok farklı talebi


Çağatay İnsansız Hava Aracı CGT50, kendi kulvarında belirgin özellikleriyle öne çıkıyor. Piste ihtiyaç duymadan dikey iniş kalkış yapabilen bu İHA’lar, daha sonra benzinli motorunu devreye alarak görevlerini gerçekleştirebiliyor. Yerli yazılım ve kontrolcüler ile donatılmış olan İHA’lar zorlu hava koşullarında ve tam otonom görev yapabiliyor. 


Çağatay İHA 2021 yılında gerçekleştirdiği bir çalışma sayesinde artık mesafe kısıtı olmadan kontrol edilebiliyor. INMARSAT, COBHAM, A-TECHSYN ve UAVERA iş birliği ile gerçekleştirilen ve yaklaşık bir yıl süren AR-GE projesi sonucunda kendi sınıfında dünyanın ilk uydudan kontrol edilen İHA sistemi olma başarısını gösterdi. 5kg Faydalı yük ile 18000 feet irtifaya çıkabilen Çağatay İHA 58 knot maksimum hıza ulaşabilmektedir.

Bu sayede Çağatay İHA’lar kesintisiz ve güvenilir bağlantı ile ve TÜRKSAT uyduları üzerinden kolaylıkla kontrol edilebilecek. 


Kaşoğlu Otomotiv;


Ahmet Kaşoğlu’nun verdiği bilgilere; Kaşoğlu Otomotiv; Deneyim Birikim ve Teknolojiyi Birleştirerek Beton Santraleleri, Beton Pompaları, Beton Mikserleri, Kamyon ve İş Makineleri  yedek parça ve Radyatör alanında üretim ve tedarikte en iyi çözüm ortak olarak kendilerini tanımlıyorlar



 Ahmet Kaşoğlu “Sektördeki gelişmiş kalite, AR-GE ve girişimci ruhu ile birlikte geniş bir yedek parça ürün yelpazesine sahip olan firmamız yurt içi ve yurtdışı bir çok firmanın çözüm ortağı olmayı kendine hedef edinmiştir.

Kaşoğlu Otomotiv Uluslararası İş Birliği Platform (UİP) tarafından “Daha iyi bir dünya için çalışmak” temasıyla düzenlenen 12. Boğaziçi Zirvesine yeni bir seviyede küresel işbirliği oluşumuna katkıda bulamaktan gurur duyar.” Şeklinde ifade ediyor 



yilmazparlar@yahoo.com

20 Ocak 2021 Çarşamba

Markalaşmak Neden Önemli





    Markalaşmak Neden Önemli

Ürünü değerli yapan marka, markaya değer verende ödül.

Lob'in Turkey Başkanı Fahri Ustaoğlu,  2021 Uluslararası Marka Liderleri Zirvesinde ürünün markasına yapılan yatırımın çok önemli olduğunu vurgulayarak,  “Marka, o ürüne kıymet, kişilik, isim veren bir değer. Markalaşmaya çok önem vermek gerekiyor."  dedi.



Başkanlğını Fahri Ustaoğlunun koordinatörlüğünü Fehim Ustaoğlunun yaptığı Lob'in Turkey tarafından düzenlenen 2021 Uluslararası Marka Liderleri zirvesi,19 ocak 2021 salı günü Tarabya, Vilayetler Evinde gerçekleştirildi. 

Hızla gelişen dünyamızda rekabetçi ve sürekli değişen marka ortamında yenilikçilik, çeviklik ve tüketici içgörüleri ile marka başarısını sağlayanlar ödüllendirildi.

Sunumu oyuncu Metin Yıldız ve Ceylan Yılmaz’ın, Kırmızı halı sunumunu Best Model 2020 Yüz güzeli Aleyna Deniz’in üstlendiği Zirvede yapılan konuşmalarda; Rekabetçi markaların merceğinden, marka pazarlama ekosistemini etkileyen, tüketicilerin zamanı ve ilgisi için verilen mücadele, dijital deneyimin gittikçe parçalı hale geldikçe yoğunlaştığı, değişim yaşandığı, tüketicilerin gerçek insan bağlantısı ve aidiyeti için çevrimiçi topluluklara yöneldiği, çevrimiçi topluluğun rolü ve değeri önem kazandıkça, rakip markalar tüketicilere daha derin, daha hızlı bir şekilde ulaşma fırsatını yakalayan markalara sahip olduğu vurgulandı.



Yerli yabancı katılımcılarla oldukca yoğun ilgi gören ve elit bir davetlinin icabet etdiği zirvede; Tüketici Diyaloğu Derneği Yönetim Kurulu Başkanı, Avrupa Ekonomi Senatosu Türkiye-Ortadoğu Başkan Yardımcısı Ekonomi Senatörü Musa Karademir moderatörlüğünde birde, marka ile ilgili panel programı yer aldı.

Panelistler; Consulta iletişim ve marka yönetim hizmetleri kurucusu Nilgün Cengiz “Markaların iletişim stratejileri”,Tüketiciyi güçlendirme yönetim kurul başkanı Jale yanılmaz “Tüketicilerde marka bilinci”, Medya mensubu Yılmaz Parlar “Marka ve medya” konuları hakkında bilgi paylaştılar.

Panelde; Marka değerinin temel boyutlarından biri olan marka bilinci, bir markayı değerlendirme kümesine dahil etmenin ana faktörü olduğu,

genellikle tüketicilerin satın alma kararının bir ön koşulu olarak kabul edildiği, marka farkındalığının önemi ifade edildi.

Bir marka iletişim stratejisi, özünde, gerçek bir işin veya markanın dünyaya doğru zamanda doğru insanlarla doğru şekilde konuşacak şekilde iletilmesinin bir yansıması olduğu, dünyaya verdiği fayda, hikaye oluşturabilecek en temel bölümlere, şirketin gerçekte ne yaptığı, anahtar tipteki insanlara hitap etmesi gerektiği gibi bilgiler dile getirildi. 

Günümüzün sofistike medya ortamı, bilgili pazarlamacılar için her zamankinden daha fazla araç ve platform sunduğu günümüzün en yenilikçi pazarlamacılarının, markalarını büyütmek tüm medya stratejileri, oluşturma sırasında aynı yaklaşımı benimsedikleri belirli hedefleri ve belirli demografisi olmaı gerektiği şeklinde özet olarak paylaşıldı.



Ödüle layık görülen Tüm Kalkınma İş Adamları ve Girişimciler Derneği (TÜMKİAD Başkanı Nihat Tanrıkulu teşekkü konuşmasında “Birilerinin emrinde olan değil devletçi olanların ve devletin emrinde olan iş dünyasının yeni yüzü olsun diye bir STK kurduk tüm dünya bunu böyle bilsin. Bize katılmak isteyenlerde bunu bilerek gelsin yoksa içimizde barınamaz…Allahtan korkan  kimseden korkmaz..” gibi sözlerle müstakil olduklarını açıkladı.

Pheda menager Dr. Esat Başaran zayıflama ve diyabet için alternatif ilaç hakkında bilgi verdi.

Ödül törende ayrıca  "Türkiye'nin Uluslararası Haber Ajansı Markası" ödülü Anadolu Ajansına, "Yılın Ekonomi Kuşağı" ödülü A Para kanalında "Seans Öncesi" programını sunan Şafak Tükle Uysal'a, "Yılın En İyi Spor Programı ve Sunucusu" ödülü "VAR Odası" programıyla Ertem Şener'e verildi.



Ödül plaketlerin yanı sıra verilen sertifikaların ödül sahibi isimleri kaligraf sanatcısı Fatma Geyik tarafından yazıldı. 

1988 yılında Türkiye'nin ilk Tüketici Dergisi ile tüketicinin bilinçlenmesi, tüketici haklarının yaygınlaştırılması ve kalitenin yükseltilmesi için çalışmalar yapmaya başlayan LOB'IN (Leaders Of Branding Intelligence Summit) ekibi Fahri Ustaoğlu başkanlığında Fehim Ustaoğlu koordinasyonunda 34 yıldır faaliyetlerini yurtiçinde ve yurtdışında sürdürmektedir.


yilmazparlar@yahoo.com

26 Aralık 2020 Cumartesi

Haklarını Biliyormusun Tüketici





   Haklarını Biliyormusun Tüketici

Tüketici çıkarlarının savunucusu olarak hareket ederek, tüketicileri korumak, haklarını bilgilendirmek, eğitmek amaçlı tüketici refahını artırmaya ve tüketicileri kendilerini korumaları için güçlendirmeye kararlı yeni bir dernek, Tüketici Diyaloğu Merkezi (TÜDİYAD) kuruldu.




Yönetim Kurulu Başkanlık görevini, Avrupa Ekonomi Senatosu Türkiye-Ortadoğu Başkan Yardımcısı, Alipour Group Strateji ve İş Geliştirme Direktörü Musa Karademir’in üstlendiği Tüketici Diyaloğu Merkezi (TÜDİYAD) adil bir pazarda güvenli ve sürdürülebilir tüketime yönelik tüketiciyi iyileştirme çabasında güvenilir ses olarak faliyetlerini sürdürecekdir. 

Kurucuları, kendi alanlarında yetkin ve uzman kişilerin gönüllü olarak oluşturduğu,  “Geçmişin Birikimi, Geleceğin Güveni” sloganıyla sivil toplum hayatına katılan TÜDİYAD, sivil toplum kuruluşu bir formda, kar amacı gütmeyen bir yapıda olup, tüketicilere yönelik iletişim yoluyla özel sektör, medya ve hükümet gibi diğer paydaşlarla ağ kurarak diyaloğ sağlıyacakdır.

Sürdürülebilir tüketim kavramını dikkate alarak tüketici çıkarları odaklı olarak adaleti desteklemek faaliyetleriyle, işlevleri proaktif, yapıcı ve azimle yerine getirmek niyetinde olan TÜDİYAD’ın Yönetim Kurulu Başkanı Musa Karademir, dernek hakkında “Sivil toplum kuruluşlarının, politika üretmeye katkı sağlaması önemlidir. Evrensel tüketici haklarının korunmasında, geliştirilmesinde ve güçlendirilmesinde, kurucular kurulu olarak, üzerimize düşen vazifeyi yerine getirmek için çaba harcayacağız. Biz, şeffaflığı, hesap verebilirliği, kaliteyi, mükemmelliği, iyi yönetişim odaklılığını, sürdürülebilirliği, öz değerler olarak görmekteyiz. Şeffaflık ve hesap verebilirlik günümüz dünyasında çok önemlidir.  Şeffaflık; var olan bir bilginin açık toplum anlayışı kapsamında, kamuoyu ile paylaşılmasıdır.  Hesap verebilirlik de şeffaflığın tamamlayıcı olan bir kavramdır.Şeffaf kurumlar, kamuoyunun bilgi edinme özgürlüğüne açıkça cevap verebilen yapılardır. Yasal bir zorunluluk olmamakla beraber, kamuoyunu bilgilendirmeyi, toplumumuzun geleceği için yaptığımız faaliyetlerimizi ve finansal gelir-giderlerimizi “kamuoyuna” sunmanın, sosyal ve toplumsal bir görev olduğunun bilincindeyiz. Ayrıca, diğer paydaş ve bileşenler olan dernekler, federasyonlar ve konfederasyonlarla da sıkı işbirliği içinde olacağız. Avrupa Birliği ve uluslararası kurum ve kuruluşlarla sürekli iletişim kuracağız. Başta AB fonları olmak üzere, yurtiçi ve yurtdışı diğer hibe ve fonlardan yararlanarak, farklı projeler üreteceğiz. En önemli projelerimizden biri de“Birey-Toplum Stratejik Haklar Merkezi-TOHMER” olacaktır. TOHMER ile güçlü ve farkındalık yaratacak olan bir “tüketici ekosistemi” oluşturmayı hedefliyoruz. Bu ekosistem de tüketime konu olan evrensel tüm konular olacaktır ve tüketici haklarının korunmasında çalışan diğer tüm STK’lar, üniversiteler, sendikalar, barolar, dürüst üreticiler bir arada, etkin işbirliği ve güç birliği içerisinde hareket edecektir. Toplumu kucaklayan, sorunlara çözüm odaklı yaklaşan, önceliği birey olan bir sivil toplum kuruluşu olarak, sorun-çözüm odağıyla hareket etmeyi hedeflemekteyiz.” Şeklinde dernek faliyetlerini özetledi 




Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Bengü Bilik  de yaptığı açıklamasında “Tüketici haklarının korunması, geliştirilmesi ve tüketicilerin kendilerini koruyabilmeleri için gerekli bilinç düzeyini oluşturmayı amaçlıyoruz. Ayrıca rekabet hukuku alanında ve rekabetin korunması ve tüketici lehine oluşan haksız rekabetin giderilmesi için gerekli çalışmaları yapacağız. Tüketici haklarının birey ve toplumun genel haklarının korunması konusunda da mücadele edeceğiz.”dedi

Kişisel verilerin gizliliğini koruyarak temel değerler şemsiyesi altında tüketici uyuşmazlıklarının önlenmesi ve arabuluculuk yapılması, tüketicilerin kültür ve haklarını öğrenmek ve kendilerine yardımcı olma yeteneklerini geliştirmek için gençler, yaşlılar ve yeni göçmenler dahil olmak üzere toplumun çeşitli katmanlarına yönelik eğitim programları, söyleşiler, sergiler, eğitimler ve atölyeler düzenli aralıklarla gerçekleşecekdir.

Tüketicinin sesini ve ağını temsil etmek, insan haklarına saygı talebi, doğası gereği ahlaki değerlere dayanır. İnsanlık onuru için çok önemlidir. İnsan hakları olmadan insan potansiyeli tam olarak gerçekleştirilemez. İnsan hakları basitçe bu anlayışı bireysel seviyeden kitkesel topluma aktarır. 

İnsan hakları kavramının temelini oluşturan iki temel değer vardır: birincisi insan onuru ve ikincisi eşitliktir.  Bu anlayış evrensel olarak kabul edilmektedir. Uluslararası toplum, 1948 İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'ni kabul ederek insan haklarını korumaya olan sarsılmaz bağlılığını çoktan ilan etti. Stratejik haklar, ihtiyaç duyulan insan hakları konularında toplumun eğitilmesine yardımcı olur.  

Saygın tüketicinin koruyucu örgütü olan TÜDİYAD dernek, bağımsız ulusal, kar amacı gütmeyen, gönüllülük temelli bir kuruluştur. Güvenlik hakkı, Dinlenme hakkı, tazminat hakkı, Tüketici eğitimi hakkı, Sağlıklı bir çevre hakkı vs.gibi daha bir çok haklar konusunda öncelikli ele alacağı stratejik konularda çalışmalarını sürdürecekdir. 

TÜDİYAD Kurucular Kurulu

Musa Karademir (Yönetim Kurulu Başkanı), Bengü Bilik (Yönetim Kurulu Başkan Yrd.), Yılmaz Parlar (Yönetim Kurulu Başkan Yrd.), Işıner Güngör (Genel Sekreter, Halis Yılmaz (Kurucu Üye),Burhan Otçu (Kurucu Üye), Serpil Sabaz (Kurucu Üye), Nilgün Cengiz (Kurucu Üye), Dilek Türkmen (Kurucu Üye), Erinç Aşıcıoğlu (Kurucu Üye)


yilmazparlar@yahoo.com

23 Aralık 2020 Çarşamba

ÜRETİMDEN TÜKETİME HELAL PAZARI


 ÜRETİMDEN TÜKETİME HELAL PAZARI

6. Dünya Helal Zirvesi’nin 22 Aralık’taki oturumlarında, “Üretimden Tüketime İslami Finansın Rolü”, “Helal Yaşam Tarzı”, “Helal Turizm”, “Helal Teknolojisinde Yaşanan Güncel Gelişmeler” konuları ele alındı. Discover Events organizatörlüğü ile Pullman Istanbul Hotel&Convention Center’da düzenlenen Helal Zirvesi’nde, 20 konuşmacı söz aldı. 


6. Dünya Helal Zirvesi’nin “Üretimden Tüketime İslami Finansın Rolü” oturumunda söz alan, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi’nden Dr. Tawfik Azrak, “Helal Ekonomi ile İslami Finans Arasındaki Entegrasyon: Gelişme ve Fırsatlar” başlıklı bir konuşma yaptı. “Küresel helal ekonomisi artık sadece Müslümanlara hitap etmiyor” diyen Azrak,  sözlerine şöyle devam etti: “Avrupa’da, Çin’de, Japonya’da da helal ürünler var.  Sektör 2,3 trilyon Dolarlık bir hacme sahip. Büyüme oranı yüzde 20 olarak görünüyor. Böylece sektör hacmi yıllık 560 milyar Dolar olarak öngörülüyor. Bu ekonomi 2 milyar Müslüman tarafından destekleniyor ve bu da dünya popülasyonunun yüzde 28’ine tekabül ediyor. Müslümanların sahip olduğu GSMH, 2015 itibarı ile yaklaşık 10 bin 128 Dolar olarak gerçekleşti. Tüm bu büyüme arz-talep tarafından geldi. Küresel helal ekonomisinin süreçleri olarak görüyoruz bunları. İslami finans fonlamalarında son 10 yılda tekâfül öne çıkıyor. Küresel ölçekte yaklaşık bin 462 İslami finans kuruluşu var. İslami fonların değeri yaklaşık 137 milyar Dolar. Aynı şekilde 536 milyar Dolar da bir sukuktan bahsediyoruz. Helal ekonomi ve İslami finansın entegrasyonu önemli. Pandemi yüzünden 2020 sonunda küresel ekonomi yüzde 5 küçülme yaşayacak. İslami ekonomi sektörünü de etkileyen pandemi yüzünden Müslümanların harcamalarının da yaklaşık yüzde 80 küçüleceğini öngörüyoruz. Seyahat sektörü en büyük kaybeden olarak gözüküyor. 194 milyar Dolardan 58 milyar Dolara olan bir gerilemeden bahsediyoruz.” 



6 DÜNYA HELAL ZİRVESİ KONFERANSLARINDAN SATIRBAŞLARI

“Sürdürülebilir Helal Ekosistemi ve İslami Finansın Rolü” (Online katılım)

INCEIF Lisansüstü ve Mesleki Çalışmalar Dekan Yrd. Doç. Dr. Mohamed Eskandar Shah Mohd Rasid 

“Adil ve sürdürülebilir bir sistemden bahsettiğimizde büyük bir konuyu ele almış oluyoruz. INCEIF, İslami finansman konularında çalışma yapan bir üniversite. Kapsamlı bir ekosistem ortaya koymak için reel ekonominin büyümesini ele almalıyız. Müslüman dünyada 2 milyar insandan bahsediyoruz; yani ABD’nin 6-7 katı bir nüfus! Ama ekonomisi küçük kalıyor. Bu payı artırmamız, KOBİ’lere erişim sağlamamız gerekiyor. Finansmanı daha kapsayıcı hale getirirsek İslam dünyasındaki birçok sorunu çözebiliriz.”



“Avrupa’da Helal Karşıtı Hareketler”

İspanya Helal Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Direktörü Barbara Ruiz-Bejarano

“Avrupa'da İslam ve helalden bahsedildiğinde insanlar adil ekonomiden bahsetmiyor. Hali hazırda birçok Müslüman karşıtı hareket var Avrupa'da ve bu hareketler onları toplumdan dışlamak üzerine kurulu. Anti-helal kampanyalar Müslüman karşıtı propagandanın bir parçası. Şeriatı çok korkunç şekilde resmediyorlar; uygulanırsa özgürlüklerimizi kaybedeceğiz diyorlar.  Avrupa'da helal ürünlerin ciddi bir düzenlemesi yok; koşer'de de durum benzer.”



“Sağlıklı Yaşamda Helal Gıdanın Rolü”

Klinik Biyokimya Uzmanı Dr. Emine Akın

“Sağlıklı beslenme ihtiyacı Covid 19 ile belirgin ölçüde artış gösterdi. Ülkelerin nüfusları da hızlı şekilde yaşlanıyor. Dünya nüfusunun yakın zamanda 10 milyara ulaşması öngörülüyor. Bu rakamlardan, sağlık harcamalarının hızlı yaşlanma ve kronik hastalıkların artışıyla bağlantılı yükseleceğini söyleyebiliriz. 

Sağlıklı yaşam için sağlıklı beslenme ve yaşam tarzı önemli. Bu önleyici tıp açısından da önemli. Hastalıkların önlenmesi tedavi geliştirmekten daha kolay. Beslenme ise sağlığımız açısından dönüştürücü bir güce sahip!” 



“Küresel Helal Yaşam Tarzında Üretimden Tüketime Her Yönüyle Helal”

Jasmine Holding CEO’su Dato Seri Mohd Rizal (Online katılım)

"Helal gıda ürünlerine talep artıyor. Pandemi sürecinde ve sonrasında yaşam tarzı anlamındaki değişiklikler çok belirgin şekilde olacak. Helal kıyafetler konusu da var. Pandemi sürecinde insanlar giydikleri kıyafetlerin malzemesine de özen gösteriyorlar. Çok daha temiz ve güvenli kıyafeti tercih ediyorlar. Helal yaşam tarzında bu önemli bir konu."



“Karayipler: Helal Turizm için Yeni Bir Fırsat”

Barbados Helal Experience (BHE) Kurucu Ortağı ve Direktörü Suleiman Bulbulia (Online katılım)

“Güney ve Kuzey Amerika arasında bulunan Karayip bölgesinde 7 bin ada bulunuyor. Bu bölge tropik iklime sahip ve yıl boyunca sahil tatili yapılabiliyor. Son 10 yılda ise helal turizm pazarında lider! Bölgede Müslümanların mevcudiyeti önemli. Uzun zamandır topluma entegreler. Helal gıda ürünlerimiz var, mescitlerimiz, helal turizme izin veren bir alt yapımız var. Helal bakış açısı sunuluyor. Helal turizmi yatırımı yapmak isteyenler için Karayipler’de imkân da sunuyoruz.”



“Helal Gıda Denetimi ve Sertifikasyonu Üzerine Yapay Zekânın Etkisi”

Prof. Dr. Hasan Yetim-İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi

“Müslüman nüfus gıda güvenliğini sağlamak zorunda. Bu durumda tüketicilerin helal gıda bilgisine ihtiyacı ortaya çıkıyor. Teknolojiyi kullanarak tükettikleri gıdayı onay sürecinden geçirmeleri gerekiyor. Gıda uygulamalarındaki hizmetlerin kontrolü bağlamında yapay zekâlar devreye giriyor. Gıda denetimi teftişinde artık ‘bilgisayar teftiş teknolojileri’ gibi değişkenler söz konusu. Makineler bu işi tutarlı bir şekilde günde 24 saat, başarısızlık ya da yorgunluk göstermeden yapıyorlar. Bu anlamda ‘bir bilgisayar desteğine ihtiyacımız’ ve bu alanda ‘yeni teknolojiler’ var!  



Artırılmış gerçeklik, insan bilgisayar etkileşimi, uzaktan kumanda gibi yaklaşımlar da helal sektörünü güçlendirecek yaklaşımlar. Teknolojik ilerlemelerden fayda elde edebilirse, helal gıda üretiminde yeni bir çağ geliyor! Helal sertifikalı ürünlere artan ilgi, yapay zekâ bazlı yaklaşımlar için tüketiciye gerçeklik, orjinallik anlamında fayda sağlayabilir. Blockchain, artırılmış gerçeklik, nesnelerin interneti, tüm bunlar helal bir dünyanın inşa edilmesine büyük katkıda bulunacaktır.”

yilmazparlar@yahoo.com


29 Ekim 2020 Perşembe

Tunç Soyer-Yerli Tohuma Sahip Çıkalım


   Yerli Tohuma Sahip Çıkalım

Başkanlığımı Celal Toprak’ın yaptığı Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD) üyeleri ile “Yerel Kalkınma Modeli” başlıklı online toplantıda bir araya gelen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer;  Ülke olarak yerel tohumlara ve yerel hayvancılığın geliştirilmesine çok ihtiyaç olduğunu, Yerelde tohum ve hayvancılık rekabet gücünü arttırdığını, Türkiye ve dünyaya pazarlamak üzerine kurulu bir tarım stratejisi benimsediklerini vurguladı.

Gerçekdende "Covid-19 salgını bariz bir şekilde ülkemizde tarım politikası değişikliğine gidilmesi gerekdiğini gösterdi. Öncelikle gıda maddelerine yoğun ilgi gösterilmesi, sorunun çok boyutlu önlemlerle giderilmesini zorunlu kılmaktadır

Tarım sektörü stratejik bir sektördür. Gıda ve su, insanlar için en önemli ihtiyaç maddeleridir..Ülke düzeyinde arazi kullanım ve tarımsal üretim planlaması yapılmalı, tarım üretim miktar artışı, ürün çeşidi ve üretim sürekliliği sağlayan planlamalar yapılmalı.

Tarımsal ürün ithalatı sıfır seviyeye çekilmeli, girdi maliyetlerin düşürülmesi, ürüne  desteklerinin artırılması şart olduğudur. Tarım  insanların sosyo- kültürel yaşamlarını değiştirip şekillendiren farklı etmenleri mevcutdur. Tarım, yaşamın kaynağıdır.

insanlığın varoluşundan bugüne kadar önemini korumaktadır. Yaşam devam ettiği sürece de önemini koruyacaktır. 

Toplantı moderatörlüğünü yapan Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD) Başkanı Celal Toprak, yaşadığımız pandemi döneminde yerel kalkınmanın daha da öne çıktığını söyledi. Başkan Toprak “İzmir’de bu konuda somut adımlar atılıyor. Başkan Soyer ile bunları konuşmak istedik. İzmir’de atılan adımları birinci ağızdan dinlemek için buradayız” dedi.

 İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, yerel kalkınmanın bugüne kadar birbiri arasına duvar örülmüş, şehirlerdeki milyonlarca yurttaş ile alın teriyle ekmeğini kazanan üreticiler arasında bir köprü vazifesi gördüğünü ve bu köprüyü daha da güçlendirmeye devam edeceklerini söyledi. Yerli tohuma sahip çıkmak, üretilen ürünü işlemek ve katma değerini yükseltmek, üreticilerin kooperatif veya birlikler çatısı altında örgütlenmesini sağlamak, ürünleri tüm Türkiye ve dünyaya pazarlamak üzerine kurulu bir tarım stratejisi benimsediklerini vurguladı.

 İzmir özelinde yerel kaynaktan bahseden Başkan Tunç Soyer, “İzmir’in tarımsal büyük zenginlikleri ve değerleri var. Turizm anlamında da olağan üstü potansiyelleri var. Biz bu iki değeri ortaya çıkararak gücünü arttırmak ve bir yandan da ortaya çıkacak böyle bir tabloyu dünya ile entegre etmek için bir çalışma yapma ihtiyacı duyuyoruz. Amacımız dünyadan ilham alan ama aynı şekilde dünyaya ilham olan bir kent olmayı planlıyoruz” dedi.


 Tarımla turizmle ilgili birçok şey yaptıklarını vurgulayan Başkan Tunç Soyer, “Hepsinin arka planında en çok kafa yorduğumuz meseleyi söyleyeyim: O da demokrasi. Bugün dünyanın içine düştüğü sorunların büyük bölümü giderek otoriterleşen bir popülist iklimin hâkim olmasından ileri geliyor. Bu, ne yazık ki demokrasinin erdemlerinden, değerlerinden uzaklaşmayı da beraberinde getiriyor. Öyle olunca her koyun kendi bacağından asılıyor” şeklinde konuştu ve şöyle devam etti:

 “Eskiden tarım sadece tarlada ürün yetiştirmekten ibaretti dolayısı ile sadece ziraat biliminin konusuydu. Günümüzde tarım iletişimle, endüstriyel tasarımla, pazarlamayla ilgili bir sektör. Şunu bilmeliyiz ki ziraat bilimiyle ve toprağı eken insanla ile sınırlı bir şey değil tarım. Bir yandan bilimsel eşitliliği de işin içine katmayı başarmalıyız. Diğer yandan ise sürecin başından itibaren tohumdan ihracata kadar olan sürecin her bir etabının birbiri ile olan bağını ortaya çıkartarak o bağların biçimlenmesini ve arasındaki ilişkinin güçlenmesini sağlayarak sürdürmek zorundayız. Bunun olabilmesi ancak demokrasi ile mümkün.”

Ülke olarak yerel tohumlara ve yerel hayvancılığın geliştirilmesine çok ihtiyaç olduğunu anlatan Tunç Soyer, coğrafyanın iklimine, genetik kodlarına, geçmişine ve kültürüne çok daha uygun olduğunu ifade etti. Aynı zamanda bunların rekabet gücünü de arttıran imkanlar sunduğunu söyledi.

Soyer bu süreçte çok önemli başarılar elde edildiğinin altını çizerek, “Saksıda yetiştirdiğimiz bir avuç karakılçık buğdayı ile başlattığımız süreç bugün bin dönümün üzerinde bir üretime dönüştü. Bugün İzmir’in birçok ilçesinde kara kılçık yetiştiriliyor. Yerel tarımın korunması sahiplenmesi ve desteklenmesi üzerinde durmamız gereken çok önemli bir konu. Küçük üreticinin, aile çiftçisinin üretimine destek olmayı ve böylece başka bir tarımın mümkün olduğunu göstermeyi hedefliyoruz. Küçük üreticiyi desteklemek için çıktığımız yolda bir sembol oluşturduk.  Endüstriyel tarım dışında çiftçiyi yaşatmamız, kooperatiflere sahip çıkmamız gerekiyor. Biz kooperatifleri açık çek verdik. Ne üretirseniz alacağız diye. Yoksa üretim yaptıramayız” dedi ve şu noktaların altını çizdi:

 “Yerel tarımın korunması sahiplenmesi ve desteklenmesi üzerinde durmamız gereken çok önemli bir konu. Ne zaman küçük üretici toprağından hayatını idame ettirecek bir gelir sağlayamıyor o zaman köyden göç başlıyor ve o kadim kültür zayıflıyor ve köklerinden kopmaya başlıyor. Küçük üreticiyi desteklemek zorundayız. Kent dengesini sağlayabilmek ve tüketicinin sağlıklı ve çeşitli ürünlerle buluşması açısından küçük üreticiyi yaşatmak zorundayız. Buda kooperatifçilikten geçiyor. Üreticinin ürününü işlemek mutlaka katma değer bir ürüne dönüştürmeye ihtiyaç duyuluyor. Sonraki süreç ise işlenen ürünün uluslararası alanlarda pazarlanması. Böylelikle üretici kooperatiflerimizin de gücü artacak.”



 Dünyanın en büyük tarım ürünü ihracatçısı listesinde Hollanda’nın ikinci sırada olduğunu belirten Başkan Soyer, “İzmir tarihi boyunca Ege Bölgesi ile var olmuş. İzmir’i İzmir yapan şey aslında Ege’dir. Ege, tarih boyunca üzümünü, incirini, her şeyini İzmir üzerinden dünyaya pazarlayabilmiş. Hollanda dünyanın en büyük ikinci tarım ihracatçısı ülke konumunda. Ege Bölgesi Hollanda’dan biraz daha büyük ama Ege Bölgesi gibi bereketli bir coğrafya Hollanda’nın çok daha gerisinde. Bunu hazmedemiyoruz. Ve bunu değiştireceğiz. Kısacası biz bulunduğumuz noktayı hak etmediğimiz için yerel kalkınmaya önem veriyoruz. Bu dört ilke çerçevesinde sürdürdüğümüz tarım politikalarının yerelden kalkınmamızın önünü açacağını düşünüyoruz ve her biriyle ilgili birçok projeyi hayata geçiriyoruz. Tarım konusunda sürdürdüğümüz bu çalışmaları turizm için de yapıyoruz. İzmir’deki turizm aktörlerinin sesini dinliyoruz ve birlikte bir turizm planlaması yapıyoruz” dedi.

Adını ‘Halkın Bakkalı’ koydukları mekânlar açtıklarını da belirten Tunç Soyer.”Bu mekânlarda sadece kooperatiflerimizin ürettiği ürünleri satıyoruz. Türkiye’nin birçok üretici tarımsal kalkınma kooperatifinden ürün geliyor. Artık bu pazarlamayı sanal ortam üzerinden güçlendireceğiz. Bunun yazılımıyla ilgili çalışma tamamlanmak üzere. Önümüzdeki günlerde sadece iç piyasada değil, yurt dışına da ürünlerimizi pazarlayacağız. Burada özellikle ürünün işlenmesiyle elde edilen yeni endüstriyel ürünlerin olmasına gayret ediyoruz. Örneğin biz mandalina kurusu yapmıştık. Bu sayede ürün yaklaşık beş-altı misli değer kazandı. Daha önce bu ürün üreticinin elinde kalıyordu ”dedi.

yilmazparlar@yahoo.com


Kaynak; Net Haber Ajans


17 Aralık 2018 Pazartesi

Kuveyt Türk XTM Dijital Cihazı-Yılmaz Parlar





























































































New Page 1


EKONOMİ PROFİL



 














 













ÇALIŞANSIZ BANKA XTM

XTM Dijital Cihazı ile XTM Çağrı Merkezi yetkilisine bağlanarak, birçok bankacılık hizmeti dakikalar içerisinde gerçekleşebiliyor. Türkçe, İngilizce, Arapça ve işitme engelliler için İşaret Dili seçenekleriyle bağlantı sağlanabiliyor.

XTM yazılımı Kuveyt Türk mühendisleri tarafından geliştirilmiş inovatif bir ürün, klasik  bankacılığın yerini almayı hedefleyen şube konsepti. Ön koşullarından birisi olarak şirketlerin dijital dönüşümlerini tamamlamış olması gereği, Endüstri 4.0 devriminde önem taşırken vizyona ulaşmak altyapıları tamamlamak, geliştirmek önemi yadsınamaz. Online alışverişlerin, dijital asistanlarla tek mobil ekrandan yapıldığı günümüzde, bankaların da hem hizmet kalitesinde rekabet gücünü artırmak hem de maliyetleri azaltmak için dijital otomasyon teknolojilerini benimsemeside kaçınılmaz oluyor
.

Son araştırmalara göre, zengin ülkelerdeki iş gücünün yüzde onluk kısmı otomasyon sistemleri tarafından yürütülmektedir. İş ne kadar rutin ve ezbere yapılıyorsa, robot iş gücüne dönüşmektedir.

Kuveyt Türk Bireysel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Oral ve Kuveyt Türk Bilgi Teknolojileri Grup Müdürü Mücahit Gündebahar'ın katılımıyla Ortaköy Feriye tesislerinde 14 Aralık 2018 Cuma günü düzenlenen basın toplantısıyla XTM’in lansmanı yapıldı.

Kuveyt Türk Bireysel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Oral "Bankacılık da teknolojinin yoğun kullanıldığı yerler. Günümüz müşterileri, bankalarından hem daha hızlı ve sürekliliği olan hizmetleri bekliyor hem de bankalarıyla yüz yüze iletişime önem veriyor. Türkiye'de bir ilk olarak 2013 yılında üretmeye başladığımız ve zamanla geliştirdiğimiz inovasyon ürünü XTM cihazlarımızla biz, tam olarak bu yönde bir hizmet veriyoruz.



Müşterilerimiz XTM cihazlarımız aracılığıyla çağrı merkezimize bağlanıyor ve bankacılık işlemlerini video görüşme sayesinde hızlı, kolay ve güvenli bir şekilde gerçekleştirebiliyor. Dijital bankacılık kanalı olarak konumlandırdığımız XTM'ler sayesinde yeni istihdam alanları oluşturuyoruz."dedi
Oral, "2013'den bu yana XTM Şubelerinde 57 bini aşan müşteri sayısına ulaştık, topladığımız kaynak 740 milyon lirayı geçti. Teknolojinin gelişmesi ile, robotların insanların işini elinden alıp almayacağı konuşulur hep. Böyle bir durum yok, XTM Şubeleri teknolojik bir ürün ve bunun sayesinde bizim istihdamımız arttı. XTM Şubesi olmasa biz bazı ilçelere şube açamazdık ama bu ürünle ilçelerde hem şubemiz hem çalışanımız oldu.
Teknoloji sayesinde istihdamımızda artış yaşandı. 2018 yılında 17 tane XTM Şubesi açtık, 17 şubede 70-80 çalışan istihdam ettik. Bir de müşteri temsilcisi tarafında istihdam sağladık. Teknoloji, istihdamı destekleyen bir unsur haline geldi. Bu şekilde Türkiye'nin her yerine gidebileceğiz. 2019 yılında 20'ye yakın şube bütçeliyoruz, en az 15 tanesi XTM Şubesi olacak."şeklinde
Basın mensupların sorusu üzerine; Oral, daha küçük ölçekli ilçelerde de bağlı nokta adını verdikleri XTM'ler koyduklarını, şu an toplam 51 XTM Şubesi bulunduğunu, 2019 yılında şube içindekiler ve bağlı noktaların da dahil edilmesi ile 35 noktaya XTM makinesi koyma hedefinde olduklarını cevapladı.
Mehmet Oral, "İşitme engelli müşterilerimiz tüm bankacılık işlemlerini tek tuşa basarak başlatabiliyor. Bir işitme engelli vatandaşımız, müşterimiz olsun veya olmasın, XTM şubelerimizden görüntülü olarak çağrı merkezimize bağlandığında karşılarına işaret dilini bilen bir uzmanımız çıkıyor.
Bankamızda hesabı yoksa kısa sürede hesabını açabiliyor. Müşterilerimiz para transferinden kıymetli maden alım satımına kadar pek çok bankacılık işlemini kolayca gerçekleştirebiliyorlar. İşaret dili bankacılığıyla sayıları 3 milyonu aşan işitme engelli vatandaşımızın hayatı kolaylaştırmayı hedefliyoruz. İşitme engelli vatandaşlarımızın yanı sıra görme ve bedensel engelli vatandaşlarımıza yönelik projeler de geliştiriyoruz.” Engellilere yönelik projelerinin devam edeceğini söyledi.



Kuveyt Türk Bilgi Teknolojileri Grup Müdürü Mücahit Gündebahar,  XTM'i şube simülasyonu yapan gelişmiş ATM  olarak fakat farklı olarak özelliğe sahip olduğunu projenin temelinde Kuveyt Türk'ün on yıl önce başlattığı dijital dönüşüm yolculuğunun yer aldığı söyledi.
Türkiye'de bankacılık sektörünün ilk Ar-Ge merkezini kuran banka olduklarını dile getiren Gündebahar, "Günümüz itibarıyla, Türkiye'nin iki Ar-Ge merkezine sahip tek bankasıyız. Türk mühendislerimizle birlikte çok önemli projelere imza atıyor, geliştirdiğimiz teknolojileri yurt dışında pek çok ülkeye ihraç ediyoruz. XTM şubelerimiz de bu vizyonla geliştirdiğimiz, Türkiye'de bir ilk niteliği taşıyan projelerimiz arasında yer alıyor. XTM'leri tamamıyla Türk mühendislerimiz geliştirdi." dedi.
Demosu yapılan XTM’lerden XTM Şube, Cebe Para Gönderme, QR Kodla Para Çekme, teknolojik çözümlerle müşterilerinin bankacılık hizmetlerini her an ve her yerde daha hızlı ve kolayca yapabilmesini sağlıyor para çekip, para yatırabilir, hesap açabilir, özel eğitimli müşteri temsilcileri ile görüntülü görüşme yapabilir, dijital olarak evrak paylaşımı yapılabilir, kredi kullanılabilir, dekont ve A4 çıktı verebilir, tarama yapabilir, banka kartı basabilir, bir şubede yapabilecek her işlemi gerçekleşebiliyor. 

Kuveyt Türk bankacılar temsilcileri, “Kurulduğu 1989 yılından bu yana katılım bankacılığı alanındaki özenliliğiyle ve yatırım alanlarındaki araştırmacılığıyla tasarruf sahiplerine ve iş adamlarına çağdaş, istikrarlı, güvenilir, kaliteli ve süratli hizmet sunmayı önceleyen, sürekli eğitim ve gelişimi kendisine ilke edinen bir kurumdur” şeklinde fark yaratan banka olarak nitelediler. 

yilmazparlar@yahoo.com